Dünde yarını...

Dünde yarını...
okumak: belki mavi gökyüzünü bir çift göze sığdırmaktır...
Hiç bulutsuz bir neşe, sorumsuz budalaların harcı değildir. Takıntısız bir manevi huzur, avarelerin becerebileceği şey değildir. Böyle gülebilmek, ancak en derin, en ciddi düşüncelerin sonucunda ortaya çıkabilir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bilgiyi gereksiz, yargıyı da feda edilebilir görmüşler.
Arizona’da birkaç güzel yer var. Sakin ve huzurlu. Kilometrelerce gidiyor, tek bir insana rastlamıyorsun.
“İnsanlara olanlar hiç hoşuma gitmiyor, Bayan Taggart,” dedi. “Ne gibi?” “Bilemiyorum. Ama onları yirmi yıldır seyrediyorum ve değişikliği de fark ediyorum. Buradan telaşla geçerlerdi. Seyretmesi harikaydı. Nereye gittiğini bilen, oraya varmak için acele eden insanların telaşıydı o. Şimdi de, acele ediyorlar, ama korktukları için. Onları güden şey amaç değil,korku. Hiçbir yere gitmiyorlar. Yalnızca kaçıyorlar. Neden kaçıp kurtulmak istediklerini de bildiklerini pek sanmıyorum. Birbirlerine bakmıyorlar. Geçerken birine değince irkiliyorlar. Çok fazla gülümsüyorlar, ama çirkin bir gülümseme biçimi. Neşe değil, yalvarma gibi. Dünyaya neler oluyor, anlayamıyorum.”
Soru sormak neye yarar? Okyanus ne kadar derin? Gökyüzü ne kadar yüksek? John Galt kim?”
Sayfa 40·Kitabı okudu