Serinin ikinci kitabı ve nedense tıpkı birinci de olduğu gibi çok sevemedim. Bu seri bana zevk vermedi. Her zaman biraz aşk ve biraz macera da koksa benim ayrılamadığım macera dozu az geldi. Yarım bırakma alışkanlığım olmadığından seriyi tamamlayacağım. Bakalım beni neler bekliyor?

Bukowski kimdir? Neler düşündürür? Çeviri şiir okumak ne kadar zevk verir? Çeviri bu kez oldukça başarılı. Şiir okuma zevkiniz elinizden alınmamış. Okudukça sevecek, sevdikçe okuyacaksınız. Keyifli okumalar.

Rabia Kızılkaya, Ben Kimim?'i inceledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · 2/10 puan

Kolayca okunabilecek yalın bir dille yazılan bir kitap ama aynı cümlelerin tekrar tekrar kullanılması beni boğdu ve kitabın konusunda kendimce zıtlıklar buldum bu yüzden kitaptan zevk alamadım.

Burak Cvc, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · 8/10 puan

"Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazen o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve sefadan, lezzet ve şehvetten bir alem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı."

Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay AnarPuslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar
OKUNMUŞ KÜTÜPHANE, Çile'yi inceledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · 13 günde · Beğendi · 8/10 puan

Üstad Necip Fazıl'ın şiir kitabı Çile'yi ikinci defa okudum. Şiilerini zaman zaman okuduğumda hep zevk aldığım bir şair Necip Fazıl. Neredeyse bütün şiirleri ruhuma dokunmuştur ve halen de dokunmaktadır Üstad'ın.
http://www.okunmuskutuphane.blogspot.com
Kitap şiirleri konularına göre ayırmış. Ölüm, kadın, Allah, insan, korku ve tabiat gibi. Bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Şahsen ben aşk şiirlerini daha çok severim. Ama bu kitapta çok fazla aşk şiiri yok. Hatta neredeyse yok. Ama buna rağmen diğer şiirleri de severek okudum.
Bence bir şair hece ölçüsü ile yazmayı tercih ettiğinde duygularını aktarması biraz zor olur. Sonuçta duygularını bir kalıp ile aktarması ona göre de kelimelerini bulması gerekir. Serbest şiirler duygu yoğunluğu daha fazla olan şiirlerdir bence. Ancak Üstad'da bu yok. Şiirlerin yanılmıyorsam hepsi hece ölçüsü ile yazılmış ve buna rağmen mısraların ruha dokunması yani duygu yoğunluğu eksik kalmamış. Necip Fazıl'a neden Üstad deniyor şimdi daha iyi anlıyorum. Belirtmeden geçemeyeceğim Necip Fazıl bir şair olmasının yanında bir fikir adamı aynı zamanda.
Bazı şairlerin günümüzdeki en büyük sorunu anlaşılamamaktır bana göre. Necip Fazıl'da kapalı ve dil bakımından yoğun bir anlatım yok. Yani anlaşılması kolay ve bu çok güzel bir şey. Bu arada kitapta şiirlerin yanı sıra çok miktarda beyit ve Üstad'ın şiirleri ilgili yazıları mevcut. Bu yazılar kitabın son bölümünde verilmiş.
Ara sıra şiirlerini zevkle okuduğum ve kitabı ile de bu zevki taçlandırdığım bir şair Necip Fazıl. Çile de mutlaka okunması gereken bir kitap. İyi okumalar.
http://www.okunmuskutuphane.blogspot.com

dilan, Şafakta Yanan Mumlar'ı inceledi.
5 saat önce · Kitabı okudu

Ülkemizde gençlik edebiyatının ne olduğuna dair sorunlar devam etmektedir. Gençlik edeniyatı, kaba tabirle genci konu edinen onun sorunlarını baz alan edebiyattır. 12-17 yaş aralığı bu edebiyatın kapsamı alanındadır. Mine Soysal ‘’ilk gençliğin, gençliğin meselelerini, önceliklerini, sorunlarını konu eden, anakarakterlerini de çoğunlukla bu yaşlardan seçen edebiyat eserlerdir’’ şeklinde tanımlamıştır. Serpil Ural 1978 yılından itibaren çocuk ve gençlik edebiyatı için ürünler vermiştir. Şafakta Yanan Mumlar kitabının çocuk edebiyatı ürünlerine verilen bir ödülü almış olması da hem romanın çocuk ve gençlik edebiyatı alanında incelenmesini zorlaştırmaktadır.
Kitap Özeti:
Şafakta Yanan Mumlar kitabının özeti verilecek olursa; eser Çanakkale savaşlarını konu edinmektedir. Peggy ve ailesi Avustralya’da, Zeynep ve ailesi Çanakkalede yaşamaktadır. Peggy’nin anneannesi Tilly’nin babası Büyükbaba Frank ve Moris Amca savaşa katılmışlardır. Peggy onların savaş hikayeleri ile büyümüştür ve ilk gençlik yaşlatına geldiğinde bu savaşın nedenini nasılını sorgulamaya başlar. Bunun üzerine annesi Norma onu savaşın yaşandığı yere Çanakkaleye götürmeye karar verir ve Şafak töreninden birkaç gün önce Çanakkaleye varırlar. Orada rehberleri onları Konak Pansiyona götürür, pansiyonun sahibi Peggy’e çeşitli yönlerden benzeyen Zeynep ve annesi Emine’ye aittir. Emine’nin de büyük dedeleri Hasan, Mehmet ve Mustafa dedeler o dönemki çeşitli cephelerde savaşmışlardır. Zeynep ve Emine de nineleri Gülbaharnine sayesinde bu savaş hikayeleri ile büyümüşlerdir. Zeynep de bu savaşı sorgulayanlar arasındadır ve ona bu sorgulama esnasında İngilizce öğretmeni Pınar Öğretmen yardımcı olacaktır.
Peggy ve Zeynep daha birbirlerini ilk gördükleri andan itibaren birbirlerine ne kadar benzediklerini içlerinde tekrar ederler. Tanıştıkları süre boyunca güzel bir arkadaşlık kuracaklardır. Peggy ve Norma onu 25 Nisan sabahı yapılacak olan Şafak törenine davet ederler. Zeynep’in şafak töreni boyunca gördükleri onu çok etkileyecektir. Duyduğu sözlerde
Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 3. Sınıf öğrencisi.
olduk.a tuhafına gider. Savaşın özgürlük için yapıldığı vurgulanır fakat kimin özgürlüğüdür bu ? Sonuçta kendi topraklarımızda amaçsızca sırf İngilizlere yardım olsun diye savaşanların
özgürlüğü mü ? gibi çeşitli soruları öğretmenine yöneltecektir. Şafak Töreni sonrasında da Gelibolu Yarımadasındaki çeşitli şehitlikleri ziyaret ederler. Bu sıralarda okuyucuya Conbayırı/Anafartalar, Gelibolu Mezar Dolu, Geri Çekilme gibi başlıklar altında savaştan sahneler de aktarılır. Peggy ve Zeynep’in sorgulamaları bitmez. Savaş gerekli miydi? Dost olan nasıl düşmandır? Savaşmak niye? Asıl düşman kim ? soruları birbirlerini kovalar. Yavaş yavaş idrak etmeye başladıkları bu olaylar yeni sorulara da yol açarak devam eder. Kitabın sonunda Pınar öğretmen Gelibolu’nun uluslararası bir barış parkı haline getirileceği haberini verir. Peggy ve annesi Avustralya uçağındayken roman son bulur.
Şahıslar:
Peggy ve Zeynep: Okul çağında birbirlerine oldukça fazla benzeyen iki genç kızdır. Olaylar onların etrafında gelişir. Roman boyunca bu iki kahramanın birbirine benzerlikleri dikkat çekicidir.
-Savaşı sorgularlar.
-Çağın değişmesiyle aile büyüklerinde daha farklı düşünmektedirler.
-İki kızın zevk ve tercihleri benzer.
-İlk gün ikisinin de dikkatini çeken şey fiziksel olarak birbirlerine ne kadar benzedikleri olmuştur.
-Somut dünya dışında iki gencin rüyaları da birbirine benzer. İkisi de rüyalarında kendilerini savaşın içinde bulur ve dedelerinin yanındadırlar.
-Rastlantısal durumlar karşısındaki tepkileri dahi aynıdır.
Anlaşılıyor ki Zeynep ve Peggy roman boyunca çeşitli şekillerde fiziki, fikirsel benzerlikler ortaya çıkmaktadır. Tahir Akışlı’ya göre ‘’ Tüm bu benzerlikler, tesadüfler, yazarın evrenseli yakalama çabasının ve hümanist bakış açısının bir sonucudur.’’ Yazar gerçekten de bu yolla eserde savaşın ya da barışın evrenselliğini, savaşın boş yere olduğunu, ölenin ya da öldürenin bir şey kazanmadığını vurgulamaya çalışmıştır.
Tilly ve Gülbahar Nine: Babaları Çanakkale savaşına katılmış, kendileri ise bu savaşın hikayeleri ile büyümüş karakterler. Başkahramanların büyükanneleridir. Roman boyunca anlatılan savaşı yakından görmüşlerdir. Tilly tam bir İngiliz hayranıdır. Ona göre savaşa katılmak önemliydi, bu kraliçeye olan bağlılığın bir göstergesiydi. Savaş yine olsa destek vermekten kendini alamaz. ‘’Birleşik Krallık onlardan yardım istemişti ve buna hayır deme, büük saygısızlık olurdu. Tilly için savaş budur. O, savaşın insani ve vicdani yönünü pek düşünmez. Onun için önemli olan Kraliçe’ye duyulan başlılıın kanıtlanmasıdır. Bu bakımdan Tilly’nin görüşü sabittir’’ şeklinde aktarmıştır Tahir Akışlı.
Gülbahar Nine’nin babası Hasan Dede savaştan sağ kurtulanlar arasındadır. O çocukluğunda savaş hikayeleri ile büyümüştür. Onun için Anzak yoktur ve hepsi aynı İngilizdir. Romanda Tilly ve Gülbahar Nine birbirine eş şekilde karakterize edilmiştir.
Norma ve Emine: Başkahramanların anneleridir. Norma ve Emine de anneleri gibi bu savaş hikayeleri ile büyümüş ve savaşı fazla sorgulamamayı secmişlerdir. Normanın aklında sorular Peggy sayesinde oluşmaya başlar. Aslında roman biterken asıl aydınlanan kişi Peggy değil Norma olur. Emine, konak otelin işletmecisi olarak kızıyla yaşayıp gider. Eşi ve oğlu Almanya’da çalışmaktadırlar. O okumadığı için pişman olmuş ve kızının okuyup kendini geliştirmesini çok istemektedir. Norma ile aynı vasıftadır.
Frank Dede, Moris Amca ile Bill Amca ve Hasan Dede, Mustafa Çavuş, Mehmet Ağa: Savaşın acılarını çekmiş, çeşitli vasıftaki kişiler. Frank Dede, Mustafa Çavuş ve Mehmet Ağa savaş sırasında ölmüşler ve geri dönememişlerdir. Moris ve Bill Amca ile Hasan Dede çocuklarını, torunlarını bu savaşın hatıraları ile büyüteceklerdir.
Romandaki kişiler birbirine eş tutularak bir ortaklık sağlanmaya çalışılmış ve evrensel de bir mesaj verilmiştir. Ölen de yaşayan da birdir.
Mekan: İç mekan; Tilly’nin evi, Konak Pansiyon.
Dış mekan; savaş meydanları, Anafartalar, Conkbayırı, Tek Çam tepesi v.b
Zaman: Asıl olayın geçtiği zaman Şafak Törenin yapılacağı 25 Nisan haftasıdır. Geri dönüşlerle savaş sahnelerine yer verilmiştir.

Eserin Gençlik Edebiyatı Çerçevesinde incelenişi:
Kitap boyunca aktardığımız gibi benzerlikler üzerinde durularak bir evrensellik yakalanılmaya çalışılmıştır. Sanıyorum ki bu yazarın gençler için kasıtlı olarak yaptığı bir şeydi. Çocukluktan, ilk gençlikten itibaren bazı kavramların, değerlerin kişiye öğretilmesi, hatırlatılması gerekir. Bu hatırlatmaların evrensele ve hümanist bakışına yönelik olmasında fayda vardır. Çünkü bu dönem için yazılan eserler okuyucu üzerinde büyük etki uyandırarak onun ilerideki hayatı için hazırlayıcısı olur. Onun ileriki zamanda hayata uyum sağlamasında yardımcı olur.
‘’Onlara öğretilmesi gereken yalnızca evrensel doğrular’’ diye düşündü Norma. ‘’Yılların, çağların değiştiremediği; insanın, yaşamın doğasından kaynaklanan doğrular. Yapılması gereken, bunları, değişen değerlerden ayırt edebilmek ve yeni yetişen kuşaklara aktarmaktır.’’ (Ural, 2015,s.144)
Tahir Akışlı’nın Ferhan Oğuzkan’dan aktardığına göre çocukluk vr gernçlik dönemlerinde okunan romanlar ‘’ çocukların sınırlı hayat tecrübelerini zenginleştirir, türlü insan tipleri üzerinde düşünmelerine imkan sağlar, geliştirmekte oldukları değer yargılarının daha açıklık kazanmasın yardımcı olur; böylece çocuklar içinde yaşadıkları toplumsal ve kültürel ortama daha kolay uyum sağlar.’’ Şafakta Yanan Mumlar kitabıyla yazar gençleri savaş karşısında düşündürmüş fakat onları olumsuz bir yargıya itmemiştir.
Metinlerde içerik olarak aşırı politik, cinsel, sakıncalı konulara yer verilmemeli anlatılankişi ve olaylar kişide çatışmaya yer vermemelidir. Bu eserde yazar Avustralya ve Türkiye’den savaşı bir şekilde hissetmiş olan iki aileyi anlatarak bir birlik kurmuş, her ne kadar savaşı anlatsanda savaşın içinde yer alan barışı, yardımlaşmayı, sevgiyi çeşitli anlatımlarla okuyucuya sunmuştur.
Eser bir tarihi romandır. Tarihi romanlarda yazar tarihi gerçekliği realist bir şekilde öğretmeye çalışmaz. Kemal Erol’a göre ‘’Edebî eserin tarih öğretmek gibi bir işlevi olmasa da tarih ilmini anlama ve sevdirme yolunda etkin bir rolü vardır. Bu bağlamda tarihçinin yazdıklarıyla sunulan bir tarihî olay veya şahsiyet, edebiyat ve edebî mahsuller vasıtasıyla ilgi alanı haline getirilebilir. ‘’ Bu oranda romandaki tarihi anlatımında ölçüsü okuyucuya göre değişecek. Dili edebi bir hal alacaktır. Bu yollar tarih öğreticiliği gençler için kolaylaştırılarak daha sevecekleri bir alana haline gelir.
Eser içinde ulusal kimlik sorgulama, benliği arayış vardır. Anzaklar savaş süreci boyunca kendi özelliklerinin bilincine varmaya başladılar ve Pasifik Okyanusu’ndaki adalarda yaşayan, başkalarına benzemeyen, kendine özgü bir insan topluluğu olduklarını anladılar. İngilizlerden farklı olduklarını anladırlar. Her ne kadar dilleri bir olsada yaşayışları, kültürleri birbirinden çok farklıydı. Anzaklar Çanakkale’de kendi özgürlüklerinin farkına varmış oldular. Savaşa katılırkenki tek amaçları kendilerini dünyaya kanıtlamaktı. ‘’Başkaları onları tanısın diye yola çıktılar, kendi kendilerini tanıyıp döndüler.’’ (Ural,2015,s.67)
İlk gençlik dönemlerinde genç kendisinin farkına varmaya başlar. Fark edişin bir sonucu olarak kendi kimliğini sorgulamaya başlar. Kitap kimlik arayışında yol gösterici konumdadır. Yazarın tutumu okuyucu üzerinde etkili olur.
Kitaptaki olaylar başkahraman olan Zeynep ve Peggy’nin bakışaçısı ile yorumlanır. Bu yöntem sayesinde okuyuca kitaba daha kolay adapte olabilir. Gençlik romanları, karakterlerin elde ettiği dikkate değer başarılarla iyimserdir, ümit vericidir. Genç kahramanlarla büyükleri arasında geçen diyaloğlar saygı çerçevesinde gelişir, annelerin çocuklarına olan desteği göze çarpar. Bu gibi unsurlar okuyucu için bir örnek teşkil eder.
Sonuç olarak bakarsak Şafakta Yanan Mumlar romanı Çanakkale savaşlarını konu edinmiş ve bunu hümanist bir bakış açısı ile ele alarak genç okuyucularına yöneltmiştir. İlk gençlik dönemine uygun bir eserdir. İç yapısı, biçim ve içerik açısından bir sorun teşkil etmez. Tarih öğretimine yardımcı olarak tarihi gençlere sevdirir.Kitap her ne kadar bir savaşı konu edinmiş olsada iki millet arasında gelişen barışı gözler önüne serer.

feyza demirci, bir alıntı ekledi.
5 saat önce

aslında biz ölü doğmuş yaratıklarız zaten çoktandır canlı olmayan babalardan dünyaya geliyoruz ve bundan da gittikçe daha çok hoşlanıyoruz bundan zevk alıyoruz yakında bir kolayını bulup doğrudan doğruya fikir dölleri olarak dünyaya geleceğiz

Yeraltından Notlar, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Sayfa 139)Yeraltından Notlar, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Sayfa 139)
Sekiz, bir alıntı ekledi.
6 saat önce

Yalnızlıktan zevk almak, yalnızlığa mahkûm olma korkusuna engel değildi.

Büyü Dükkanı, Yeşim Türköz (Sayfa 69)Büyü Dükkanı, Yeşim Türköz (Sayfa 69)
Büşra Şahin, Muhteşem Gatsby'ı inceledi.
6 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Filminden daha çok etkilendiğimi söylesem yanlış olmaz. Kitap da güzel tabi ama özellikle filmi de izledikten sonra bir şeyler eksik gibi. Filmi olan kitaplarda hep önceliğim kitap olmuştur. Yani kitabı okurken filmine nazaran daha çok zevk almışımdır, daha çok ayrıntı vardır ve ben hep daha çok hayal kurarım. Ama bu kitapta bu fikrime katılmıyorum kesinlikle filmi daha güzel.

Turgenyev__, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

İstanbul’da zevk ehli ne kadar çoksa sıkıntıdan patlamak kertesine gelenler de o derece boldur. Çünkü zevkin çoğu sıkıntı getirir. Tıpkı çok yeyip rahatsızlanmak gibi…

Kösem Sultan ve Cinci Hoca, M. Turhan TanKösem Sultan ve Cinci Hoca, M. Turhan Tan