"Usulü sağlam olmayan vusülden mahrum olur."
Reklam
Zeyd'in şehadetinden bir müddet sonra Atike validemize Hz. Ömer talip olur. Hz. Ömer'in teklifini kabul ederken Atike validemizin iki şartı vardır. Hz. Ömer'in tabiatını çok iyi bildiği için Atike validemiz ona der ki: "Birincisi bana asla sert davranmayacaksın. İkincisi beni asla mescitlerden alı koymayacağına dair söz vereceksin. Bu iki şartı kabul edersen seninle evlenirim. " Zaten hadis kaynaklarımız, Atike validemizin rivayet ettiği hadis olarak sadece şu hadisi naklederler: "Allah'ın hanım kullarını Allah'ın mescitlerinden men etmeyin!"
Alıntı
Hz. Ömer, gaziler arasında abisini arıyordu. Aradı, aradı bulamadı, kimselere de sormuyordu, o ara oğlu Abdullah b. Ömer’i gördü: “Abdullah! Amcan nerede?” diye sordu. Abdullah gözleri dolu dolu oldu ve babasına cevap veremedi. Babası o celâdeti ile dillere destan olan babası “Ah! Zeyd” dedi; oğluna dedi ki: “Madem amcan şehit oldu, sen neden geri geldin, sen de şehit olsaydın.”
Alıntı
Allah’tan Yemâme savaşında kendisini şahadetle rızıklandırmasını istedi. O bu arzu ile yanıp tutuşurken ensâr kardeşi Ma’n o anda aldığı bir kılıç darbesi ile gülerek cennete yürüdü. Zeyd onun şehit olduğunu görünce ellerini bir daha kaldırdı semaya: “Allah’ım! Kardeşime nasip ettin, bana etmeyecek misin? Bana da nasip et o güzel yüzlü ölümü” dedi. Sahâbenin bu şehadet sevdası gerçekten insanı hayrete düşürecek boyuttadır. Onlar şehadeti öyle bir arzuluyorlardı ki başka hiçbir şeyi böyle arzulamıyorlardı.
Alıntı
Zeyd b. Hattâb (ra)
Gerçekten her hali ile bir Hz. Ömer’dir; ancak Hz. Ömer’in ifadesi ile Hz. Zeyd iki şeyde kendisini geçmiştir. Nedir bu iki şey? Der ki Hz. Ömer: “Allah Zeyd’e rahmet eylesin. O her iki güzele kavuşma da beni geçti. Benden önce Müslüman oldu ve benden önce şehadete kavuştu."
Alıntı
Reklam
Reklam