Tünel için düşüncelerim ne kadar nötrse, Nehir için o kadar net düşüncelere sahibim.
Öncelikle serinin ikinci kitabı olan Nehir'i daha çok sevdiğimi söylemeliyim. Tünel'de olayların çok yavaş ilerlediğinden, bazı cevapları aradığımdan ve sonunda halen daha çoğu düğümün çözülmediğinden bahsetmiştim.
Nehir ise başları yine biraz yavaş ilerlemekle birlikte özellikle son sayfalarda çoğu olayın açığa kavuşması ve o aranan cevapların en azından birkaçının bulunmasıyla kesinlikle çok iyiydi.
İlk kitaba göre bambaşka bir Korhan okuduğumu söylemeliyim. Kendini daha çok belli eden bir Korhan. Korkuları olan bir Korhan.. İs ise içerisinde olduğu duyguya öylesine inanıyor ve bağlı ki aslında gözü çok bir şey de görmüyor. Hani öyle bir görmemek ki bazı yerlerde gerçekten sinir olmadım değil.
Ve kitabın sonu.. Açıkcası başından beri bir şeylerin ters gittiğini anlamıştım ve çıkabilecek şeyleri az çok tahmin edebiliyordum. Ama çok daha fazlası ve şoke eden durumlar oldu ve hissettirdiği duygular öylesine yoğundu ki. Üçüncü kitap olan Günebakan'da bunlarla sınırlı kalmayacağını da düşünüyorum
İlk kitaba oranla çok fazla sevdim Nehir'i zaten daha kısa sürede bitirdim. Olaylar bu kadar kızışmışken ve o sonu okuduktan sonra hemen üçüncü kitaba başlamak istiyorum.