Kalabalığın, insanların birbirlerinin ayağına basmadan yürüyemedikleri kentlerin, şehirlerin ortasında görünmeyen şeytan, niye bunları bu kadar tedirgin etsindi?
Yüreğin, şakakların atışına ayak uydurmalı, nabzın atışına. Tanrının, insanın içine yerleştirdiği tek, şaşmaz ölçüye... Değişken ama şaşmaz ölçüye. Bu ölçünün şaşması, bir türlü sonuç verir, iki türlü değil.
Belki o da kızıyordur Andronikos'a.
Gittiği, haber vermeden, kendisini yanına almadan, gittiği, nereye gittiğini söyleyecek ölçüde kendine güvenemediği için.
İnsan ölmeden önce yaşar ölümlülüğün evrelerini. O esnada ne yaşadığınızı anlatmak istemezsiniz ama bir hastane yatağının duvara ittirilmesini andırır biraz.
Dinle, sesler duyuyorsun. Bak, gördüğün boyalar ne güzel. Ellerin mermeri okşuyor, ona en kımıldamadan, en yaşayan biçimi vermek için.
-Uyu yavrum, uyu, ninni.