Bu müslümanın yaptığı gibi, biz de öncelikle kendi günahlarımızı görüp, ayıplarımızdan utanmalı, gerçek tevbeye sarılmalıyız. Diğer insanların da günahlarından tevbe edip, Allah yoluna girmeleri için dua etmeliyiz.
Hidayetin kendi kazancıyla değil, Allah'ın lütfuyla olduğunu bilen hak yolcusu, günah işleyenleri, henüz Allah yoluna girmemiş olanları küçük görmez. Günahları kötüler, yapılmaması için gayretini, duasını esirgemez ama günah işleyenleri de hor görmez. Allah'ın hidayetiyle günahlarına tevbe edeceklerini ümit eder, bunun için dua eder.
Eğer dostuna baktığında o sana Allah'ı hatırlatıyorsa, hayır kapısını açmış demektir. Aksine bir adam sana siyaseti, gafleti, alışverişi, düşmanlığı, dedikoduyu hatırlatıyorsa, o adam yüzünü batıla çevirmiştir. Tabii mümine de, yüzü Allah'ı hatırlatanlara baktığında onu görüp anlayacak feraset gerekir.