Doğru söylüyordu. En azından doğru söylediğini düşünüyordu. Çünkü dünyanın en çabuk geçen, geçer geçmez de en hızlı yakalanan hastalığına sahipti: Umut
Nasıl anlamıyorlar diye düşündü, Derdâ . Yanlarından geçiyorum. Buradayım, aralarında. Ama hiçbirinin umurunda degilim. Görmüyorlar bile beni. Hepside kör olmuş.
Ama ne önemi vardi artik? Herkesin öyle bir hikayesi yok muydu ? Başlayıp da bitiremediği. Çünkü kimsenin dinlemediği... İçine atmak , diye bir şey varken, anlatmaya ne gerek vardı?