Böylece Wittgenstein, dünyanın içine sokmadığı, ama ahlâkla, ahlâki iyi ile, vicdanın sesiyle dünyaya dolaylı da olsa getirdiği Tanrı’yı, aynı şekilde, dünyaya gölge etmeyle, sanatın ereği güzelle ve her ikisinde de aynı olan sub specie aeternitatis bakışla dünyaya "indirir". Ahlâk ile estetik, böylece ikisi bir olarak Tanrı'nın teminatıyla var olur; tıpkı dünyanın var olması gibi.