"Bizim kültürümüz, kibirli avareler ve insan müsveddeleri kalabalığından çektiği kadar hiçbir şeyden çekmemiştir; üniversitelerimiz, istemeden de olsa, tinin böylesi bir içgüdüsel yozluğa uğramasını asıl besleyen kurumlardır."
"Doğaya aykırı ahlak, yani bugüne dek öğretilmiş, yüceltilmiş, vaaz edilmiş olan neredeyse her türlü ahlak, tersine dönüp doğrudan yaşamın içgüdülerine karşıt bir konuma geçer -- bu ahlak bir anda bu içgüdülerin gizlice, açıkça ve arsızca yargılanışı olup çıkar. Ahlak, "Tanrı, kalbe bakar," demekle yaşamın en düşük ve en ulu arzularını olumsuzlamış olur ve Tanrı'yı yaşamın düşmanı olarak niteler... Tanrı'nın beğendiği aziz, ideal iğdiştir. Tanrı'nın ülkesinin başladığı yerde yaşam bitmiştir..."