Zeynep İlhan

Zeynep İlhan
@zeynepp88
Ahlak,bireyin içindeki sürü içgüdüsüdür. Nietzsche
Devrim televizyondan yayımlanmayacak
Evde kalamayacaksın, kardeşim Fişe takıp, açıp, kaytaramayacaksın Eroine kendini kaptıramayacaksın Ve reklamlar sırasında bira içmeye tüyemeyeceksin Çünkü devrim televizyonda yayımlanmayacak Devrim televizyonda yayımlanmayacak Devrim sana Xerox* tarafından getirilmeyecek reklam kesintileri olmadan 4 bölüm halinde Devrim size Nixon'ın** borazan çaldığı ve John Mitchell'in, General Abrams ve Spiro Agnew'in domuz yemeği yenmesi için bir saldırıya öncülük ettiği resimleri göstermeyecek Devrim televizyonda yayınlanmayacak Devrim size Schaefer Ödül Tiyatrosu tarafından getirilmeyecek ve başrolde Natalie Woods ve Steve McQueen veya Bullwinkle ve Julia olmayacak. Devrim ağzına seksapelite vermeyecek* Devrim yumrulardan kurtulmayacak Devrim seni beş kilo daha zayıf göstermeyecek Çünkü devrim televizyonda yayımlanmayacak, kardeşim Senin ve Willie Mays'in, o alışveriş arabasını hızla mahalle boyunca iterken veya o renkli televizyonu çalıntı bir ambulansa kaydırmaya çalışırken çekilmiş fotoğrafları olmayacak NBC, 29 bölgeden gelen rapora göre 8:32'de kazananı tahmin edemeyecek Devrim televizyonda yayımlanmayacak
Müzik
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.

Zeynep İlhan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·168 syf.·
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Charles Bukowski
8/10 · 1.641 okunma
Beni eve bıraktılar, oğlan kızla ayrıldı. Kapıya geldim onlara veda ettim, içeri girip radyoyu açtım. Yarım şişe cep viskisi buldum, içtim; gülerek, kendimi iyi hissederek; sonunda rahat, özgür,parmaklarımı puro izmaritleriyle yakarak; sonra yatağa gittim,kenarına takılıp şiltenin üzerine kapaklandım, uyudum,uyudum,uyudum. Sabah uyandığımda sabahtı ve hâlâ hayattaydım. Belki bir roman yazarım, diye geçirdim içimden. Sonra da yazdım.
Kapıyı açtım, içerdeydiler. Devlet memurları. Bir kız ilişti gözüme, tek kolu yoktu. Sonsuza dek orada çalışacaktı.Benim gibi yaşlı bir şarapçı olmaktan farksızdı.Er ya da geç bir işe girip çalışmak zorundaydın, çocukların dediği gibi. Dolayısıyla kabulleniyorlardı. Kölenin bilgeliği.
"Hakkında tutanak tutmam gerekiyor, Chinaski. Idare sana hesap soracaktır." Gidip yerime oturdum. On bir yıl! On bir yıl önce işe başladığımdan bir metelik fazla yoktu cebimde. Geceler çok uzun olmasına rağmen yıllar uçup gitmişti. Gece vardiyası çalışmaktı insanı yıpratan belki ya da aynı şeyi tekrar tekrar yapmak. Ama Taş'la çalışırken başıma ne işler açacağını kestiremiyordum hiç olmazsa. Burada sürpriz diye bir şey yoktu. Kafadan katledilmiş on bir yıl. Yıllar geçtikçe işin adamları yiyip bitirişine tanık olmuştum. Eriyorlardı sanki. Dorsey Postane-si'nden Jimmy Potts vardı mesela. İşe ilk başladığında beyaz tişörtlü, atletik yapılı bir adamdı Jimmy. Şimdi o gençten eser kalmamıştı. Taburesini yere mümkün olduğunca yakın ayarlar, tabureden devrilmemek için ayaklarını tabureye dolardı. Saçını kestiremeyecek kadar yorgundu, üç yıldan beridir aynı pantolonu giyiyordu. Haftada iki kez gömlek değiştiriyor, yavaş adımlarla yürüyordu. Katletmişlerdi onu. Elli beş yaşındaydı. Yedi yılı daha vardı emekliliğe. "Çıkaramayacağım," dedi bana. Ya eriyorlar, ya da şişmanlayıp genişliyorlardı; özellikle kıç ve bel bölgesinde. Tabure, aynı hareketler, aynı konuşmalar; buydu nedenleri. Ve ben de aralarındaydım; başım dönüyor, kollarım, boynum, göğsüm, her yerim ağrıyordu. İşe gidebilecek gücü bulabilmek için bütün gün uyuyordum. İşe başladığımda 82 kiloydum. Şimdi 102 kilo çekiyordum. Hareket ettirdiğin tek uzuv sağ kolundu.