Şöyle ya da böyle olmak elbette kendi elimizde. Bedenimiz bahçemizdir, irademiz de bahçıvanı, ister isırgan dikersin, ister kekik, ister hıyar yetiştirir, kabak ekersin, bahçeni ya tek bir bitkiye ayırabilirsin ya da bir sürü çiçekle doldurabilirsin, yeter ki sen iste! Bahçenin kısır kalması da elinde, verimli, bakımlı olması da. Bunların hepsini yapmak irademize bakar. Neyki, duygularımız mantığımızla dengelenmiş. Yoksa damarlarımızdaki şu azgınlık, içimizdeki şu şehvet düşkünlüğü bize ne oyunlar oynardı. İyi ki mantık denen bir şey da, bedenimizin iğnemelerini, dizginsiz tutkularımızı bastırabiliyoruz. Senin aşk dediğin şey işte bu tutku larımızın bir uzantısı, bir sürgünü.
Simdi iyice saçmaladın! Yirmi sekiz yıldır şu dünyayı seyrediyorum, kazançla zararı ayırt edebildiğim günden beri, canının değerini bilen daha bir tek kişiye rastlamadım. Bir tavuk uğruna kendini öldürmektense, insanlığımdan vazgeçip şebek olurum daha iyi.