"Ta ki Havva yaratılıncaya kadar. Ne zaman ki bir şelale suyunun havuzunda Havva'nın kelimesi vücut buldu, cennet ehlinin güzelliğe dair bütün bilgisi baştan sona bozuldu."
Kabul gördü dileği. Harfe sayıya sığar zamanın biteceği ana değin ona mühlet verildi. En eski düşmanlık hikayesi böyle başladı. Ateşin tutkusu, toprağın onuru...
İyiliği ve merhameti sınırsız olan, Adem'in hamuruna kötülük koymadı ama kötülüğü taşıyabilecek bir kıvam ekledi. Sonra da bu kıvama bir parça kararsızlık, biraz unutkanlık epeyce de sabırsızlık ilave etti.
Bu kadar katışığın karışığın arasında Adem eğri ile doğruyu birbirinden ayırabilsin diye Yaratan aklı yarattı. Diri ve parlak bir varlıktı. Onu da Adem'in başına koydu. Lakin bir manası da düğüm olan akıl, kendi kendisiyle sınırlıydı. Kavrayamadığını reddediyordu. Bunun üzerine kalpleri sağlam tutucu kalbi yarattı, Adem'in göğsünün sol yanına bıraktı. Kalp, aklın çıkamadığı yücelere çıkacaktı. Akıldan daha diri, daha parlaktı.