zeynep busra

zeynep busra
@zeyneppbusra
Ama o gece Dağıstanlı Nakşi Şeyhi'nden insan denen varlığın aslında yurdunu özleyerek hasret çektiğini, asıl acısının hatırlamaktan ama tam çıkaramamaktan, tanımaktan ama kavuşamamaktan bazen ise karşılaşıp da tanıyamamaktan ileri geldiğini ve daha pek çok şeyi dinlemiş bir de çaya daha farklı bir nazarla, daha bir hürmetle bakmayı öğrenmişti.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sonunda o kadınla karşılaşmıştı; kadınlar hakkında düşünmeye alışık olmadığı için pek düşünmediği, ama günün birinde karşılaşacağını belli belirsiz de olsa umduğu kadınla.
Gerçek aşk acısı; varlığımızın en temel noktasına yerleşir, bizi en zayıf noktamızdan sımsıkı yakalar ve diğer bütün acılara derinden bağlanarak bütün gövdemize ve hayatımıza hiç durdurulamayacak bir şekilde yayılır.
Onu hala hatırlıyorum. İçim hala acıyor. İnsan kendisini sevmeyen birini seneler sonra bile özlediğini fark ettiğinde, onu hakikaten seven kişinin karşısında beter bir suçluluk duyuyor.
Gitmedikten sonra, opera da işte eninde sonunda önünden geçilecek güzel bir bina, boşanmaya giderken.