At vuruldu; içim paramparça Rüveyda
Gölgelerin ardına sakladım kusurumu
Sen orda kayıtsızca gülümsüyor gibisin
Ben burda damla damla eriyip akıyorum
Yine de, bırakamam yerlere gururumu
İstenmediğim yeri usulca terk ederim
Hâtıra kalsın diye bırakır da ruhumu
Mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim.
Söyleyin o hüzzam şarkımızı ne olur
Varsın bülbül gülünden çoktan ayrılmış olsun
Hüzün kıyılarına eylül mehtabı vurur
Sevda yelkenimize ümit rüzgarı dolsun
"Fakat Müzeyyen, beni hatırlamış olman canımı öylesine yaktı ki bir bilsen. Çünkü hatırlamak için önce unutmak gerekir. Senin beni unutmuş olmana katlanamıyorum."