Ey zevk ve lezzete müptela insan! Ben yetmiş beş yaşımda binler tecrübelerle ve hüccetlerle ve hâdiselerle aynel-yakîn bildim ki: Hakîkî zevk ve elemsiz lezzet ve kedersiz sevinç ve hayattaki saadet yalnız îmândadır ve îmân hakikatleri dairesinde bulunur. Yoksa dünyevî bir lezzette çok elemler var. Bir üzüm tanesini yedirir on tokat vurur gibi hayatın lezzetini kaçırır.
Evet, o şirin, güzel gençlik nimetine istikametle, tâatle şükretse; hem ziyadeleşir hem bâkîleşir hem lezzetlenir. Yoksa hem belâlı olur hem elemli, gamlı, kâbuslu olur gider. Hem akrabasına hem vatanına hem milletine muzır bir serseri hükmüne geçirmeğe sebebiyet verir.
İşte hayat böyledir. Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı îmân ile hayatlandırınız ve ferâizle zinetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.