Burasını kitaplar bazındaki güncem olarak kullanıyorum. Amacım fikirlerimi paylaşmaktan ziyade bu platforma bir ajanda görevi atfederek kullanmak. Takipçi kaygısı güdenler takip etmesin ki birbirimizi çıkarma zahmetinden kurtulalım.
Kitabın arkasında Nevzat Tarhan'ın "Bu kitabı sana nasihat vermek için yazmadım." cümlesini okudum. Gençlere hitaben yazılmış bir kişisel gelişim kitabında okuduğum ilk cümlelerden birisinin bu olması beni kitaba karşı ümitlendirdi. İnsanlar genellikle ergenlik çağı olarak adlandırılan hayat dönemini yaşıyorken istedikleri son şey birilerinden öğüt işitmektir diye düşünüyorum. Nevzat Tarhan da gençleri gerçekten anlıyor olacak ki gerçekten kitapta uzun uzadıya yazılmış nasihat cümleleri yoktu. Kitapta gerek verdiği örnekler gerekse referans gösterdiği deneyler ile kendisi yarın, şu an olduğumuzdan daha iyi birine dönüşebilmemiz için öncelikle kendimizin, hatalarımızın farkına varmamıza yardımcı oluyor. Bunu yaparken suçlayıcı bir üslup kullanmıyor bu yüzde bizim de yaptığımız yanlış bir davranış hakkında yazılmış kısmı okurken hatalarımızı kolayca kabul edebiliyoruz. En azından benim deneyimim buydu.
Kitabın bir diğer güzel yanı az ama öz olacak şekilde gençlerin yaşadığı her soruna değinmesiydi. Okuduğum kitap tecrübe ve bilimin harmanı gibiydi. Herkesin anlayabileceği seviyede bilimsel ayrıntılara da yer vermişti ki bu kitabı daha özel kılıyor çünkü neyin neden olduğuna dair gerekçe ve kanıtları da vardı. En sevdiğim kısımlarsa beynimiz ile duygu ve düşüncelerimiz arasındaki bağlantı hakkında bilgi verdiği kısımlardı.
Son olarak yayında olan kitaplarının telif hakkını İDER Vakfı'na bağışlaması yani bu kitabı yazması ile şahsi bir menfaat gütmemesi kendisinin kitabında yazdığı gibi hukukla ilgili sıralamayı hayatının her alanında yaşadığını gösteriyordu (sayfa 110). Yani hocamız hem dediğimi hem yaptığımı yapın diyor :)) Bu arada ben bu kitabı Beyaz Zambaklar Ülkesinde adlı kitabı okuduktan az bir süre sonra okudum. Bu detayı veriyorum çünkü iki kitabın da yazılma
Kendi kültürel kimliğini koruyarak modernleşenler kendi kişiliklerini koruyarak gelişenler gibidirler. Millî hedefleri olan, tarihini bilen ve kültürünü koruyan toplumlar idealleri olan, kişilikli, kimlikli, geçmişi ile barışık bireylerden oluşur. Değiş ama başkalaşma.