Önemli olan varılacak yer değil, insanın yolculuk boyunca kim hâline geldiğidir.
Çünkü aslında hepimiz hayatımızın bir döneminde, uzun ve zorlu bir yolculuğun sonunda kendi “İthaka”mıza ulaşmaya çalışan birer Odysseus oluruz.
Bazen eve dönersin ve yarandır seni tek tanıtan
OdysseiaHomeros · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20187,3bin okunma
Ana karakterin mutlu hissederek bitirmesi için mutlu sonla bitmesi beni biraz rahatsız etti. Mutlu sonlar hayal ettiğimiz gibi olmayabilir yine de huzur farklı sonları da kabullenip devam edebilmeli.
Öncelikle deliliği normallikle ayıran o ince çizginin ne olduğunu merak eden biri olarak bu kitapta içimi burkan giriş kısımları hastaların anlaşılamadığı, farklı olanın zincirlendiği toplumdan yok sayıldığı, utanç kaynağı olarak görüldüğü dönemlerde dünyanın bakış açıları anlatılırken Türk toplumunda kurulan akıl hastanelerine değinilmemesi, psikofarmakolojinin salt ilaç firması destekleri ve yan etkileri üzerinde durulması, antidepresanların adeta grip salgını gibi yazılmasını belirtmesi oldu. Gene de neyi neden yaptığımı neye iyi geldiğimizi hatırlatan bir kitap oldu.
Psykhe’nin zaten benim için özel bir anlamı hep vardı kitabı da görünce direkt alıp okudum. Uzaktan nazik görünen aşkın nasıl karmaşa, kaos ile kardeş olduğunu, yaşanırsa ılık bir deniz hafif bir rüzgar esintisi tadı veren aşkın kayıp halinde nasıl çaresi bulunmaz bir hastalık halini alabileceği, kahraman olmak için illa canavarlar öldürmeye gerek olmaması ve aşkına sahip çıkmak ve uğruna gerekirse bir ambar tahıl ayıklamayı gerekirse ölüler diyarında bir yolculuğu göze almanın da bir nevi kahramanlık olması, Psykhe’nin kendi savaşını verirken kıskançlık yüzünden asla Afrodit tarafından sevilmemesi ve Afrodit’in gazabının ona yük olarak gelmemesi en ilgilimi çeken kısımlar oldu. Mutlu sona alışkın değiliz galiba o yüzden iyi hissettirdi. Benle onlarla beraber güneşin batışını tepeleri izledim kitabın sonunda. Tüm savaşların bitmiş olması ve birlikte dinlenebilmek bana da iyi geldi.
Psykhe ve ErosLuna Mcnamara · Dex yayınevi · 0293 okunma
Duygular her zaman gerçeği yansıtmaz. Dr. Robert Leahy, bu kitapta düşüncelerimizin duygular üzerindeki gücünü ve duyguların bizi nasıl yanıltabileceğini anlatıyor. “Kendimi kötü hissediyorum, demek ki bir şeyler yolunda değil” diye düşündüğümüz anlarda aslında zihnimizin kurduğu hikâyelere inandığımızı hatırlatıyor. Bilişsel davranışçı ve kabul kararlılık terapilerinin temel ilkelerine dayanan kitap, kaygı, suçluluk, öfke, utanç gibi duyguların altında yatan düşünce kalıplarını fark ettiriyor ve onlarla başa çıkmanın pratik yollarını sunuyor ve duygularımızı bastırmadan ama onlara körü körüne inanmadan yaşamayı öğretiyor. Kitap bittiğinde şu farkındalık kalıyor:
“Bir duyguyu yoğun hissetmem, onun doğru olduğu anlamına gelmez aksine bana bir şey anlatmaya çalıştığını biliyorum .”