(...) buraya bulmaya geldiğim ilk hayalim ne kadar sisli idiyse, bu seferki de o kadar pırıl pırıldı; ilk seferindeki kadar büyük bir hayal kırıklığı bekliyordu beni.
Sonra tekrar dinlemeye, acı çekmeye koyuldum; bekleyiş içinde olduğumuz zaman, sesleri toplayan kulaktan, sınıflandırıp çözümleyen zihne ve oradan da, sonuçlarını bildirdiği kalbe yapılan çifte yolculuk o kadar süratlidir ki, süresini fark edemeyiz bile, doğrudan kalbimizle dinliyormuşuz gibi gelir bize.
Gilberte'i artık sevmiyordum. Benim gözümde, arkasından çok ağladığım, zamanla unuttuğum bir ölü gibiydi; tekrar dirilse, artık onun için yaşanmayan bir hayatın içine giremezdi. Artık onu görmeyi canım istemiyordu, hatta onu görmek istemediğimi kendisine gösterme arzusu da kalmamıştı içimde, oysa onu sevdiğim zamanlar, sevgim sona erdiğinde bunu kendisine göstereceğime dair her gün söz verirdim kendi kendime.