Oyun bitene kadar hiçbir şey bitmiş değildir. Elinde tek bir piyon kalmış olsa bile bitmez. Bir tarafta tek bir piyon ve şah varken, karşı tarafın bütün taşları duruyor olsa da, oyun devam eder. Sen bir piyon olsan da –ki belki hepimiz öyleyiz- piyonun en sihirli taş olduğunu asla unutmamalısın. Ufacık ve sıradan bir şey gibi görünebilir ama öyle değildir. Çünkü hiçbir piyon piyondan ibaret değildir. Bütün piyonlar kozadan çıkmayı bekleyen birer vezirdir…” ve bazen zaman içinde vezir olamazsak vezir olmaya çabalarken geçirdiğimiz mutlu anlar da acıya dönüşebiliyordu.”
….eyleme ne kadar yoğunlaşırsanız, diğer şeylerden o kadar uzaklaşıyordunuz. Kendiniz olmaktan kurtulup yaptığınız şeye dönüşüyordunuz. Yaptığınız eylem mutlu olmaksa mutluluğa dönüşüp mutluluğa hükmedebilir misiniz? ”Demek istediğim, acıya karşı bağışıklık kazanmamızı sağlayacak bir yaşam tarzı olmadığını anlasak, acının da mutluluğunda "yin yang" gibi her acının içinde bir Mutluluk her Mutluluğun içinde acı olduğunu anlasak her şey çok daha kolay olurdu. Yani Mutluluğun doğasında acının da olduğunu...” bir yerde uzun zaman kaldığınızda, dünyanın ne kadar büyük ve uçsuz bucaksız olduğunu unutuyordunuz… bir şekilde her zaman mutlu olsak Mutluluğu unuturmuyuz? Belkide acı veya üzüntü bize mutluluğu hatırlatmak için vardır.Kendi içimizdeki uçsuz bucaklığı algılayamadığımız gibi…” ya da kendi içimizdeki mutluluğu hiçbir zaman bulamadığımız, her zaman başka kişiler başka yerler ve başka bir sürü şeyde aradığımız gibi...
Mutluluk sahiden nedir? Bize verildiğinde mutlu olduğumuz bir hediye mi? Bazen insan hiç olmadık bir umutsuzluğa kapılır, hayatta herşey tersine gidiyormuş gibi gelir o insan için hayat artık onu yenmek isteyen onu avucunun içine almış bir kapan gibi gelir. Aslında evren bir iş birliği