Bir çadıra girdiğimde, zaman daha da gerilere kaydı sanki. Ömrüm boyunca görmediğim kadar hüzünlü bakan gözler dikildi üzerime. Ama ne gözler. Sanki bakan kișinin gözlerinden, kuşaklar boyunca tarihte uğradıkları onca soykırımı, onca acıyı yașamış yüz binlerce Ezidi bakıyor gibi. Yaşlılar genellikle suskun. Yüzleri Lâleş topoğrafyasını andıran kır bıyıklı adamlar, bir ayaklarını altlarına almış, tam Doğu usulü oturdukları yerden pek az kıpırdıyorlar.
Boş inançlar sahiden boştur, gerçeği yansıtmazlar ama yine de insanlık bütün yaratısını, sanatını onlara borçludur. Maya zigguratlarının dört tarafının da merdiven olması nasıl bir saçma düşünceye dayanır bilir misiniz; vahşi ormanda yılandan korkan Mayalar bu sürüngeni kutsallaştırıyor ve günün her saatinde, güneş nerede olursa olsun yere yılan gölgesi düşmesi bir piramidi bu şekilde yapıyor. Sonuç ne? Saçmasapan bir inançtan doğan müthiş bir estetik. Dünyadaki bütün tapınaklar, altarlar, piramitler gibi. Bu yüzden bazı şeyleri boş inanç diye küçümsemeyin, onlarsız insan kültürü olmazdı; ne mimari ne müzik ne edebiyat…