Zulme uğrayan kişilerin hemen hemen her zaman, kendilerini zalimlerin suretinde şekillendirdiklerini görmek hayret vericidir. Kötü insanların kötü insanları yaratması kısmen şu gerçeğe dayanmaktadır: Kötüden nefret etmek için gerekçesi olan kişiler kendilerini o kötüye benzetirler ve böylece kötülük devam eder.
Nefretin dibinde bir akıntı olarak işleyen hayranlık, nefret ettiğimiz kişileri taklit etme eğilimimizde kendini gösterir. Böylece, her kitle hareketi belirlediği şeytanın suretinde şekillendirir kendisini.
Yerinde tespitleri olan, oturup üzerinde düşünmek gereken bir kitap. Altını çizmeden duramadım. Kitlesel hareketler nasıl başlar; başarıya ulaştıran etkiler nelerdir; liderleri, fanatikleri nasıldır üzerine düşündürüyor. Mutlak hakikat kitabı değil, sadece düşünmek üzerine bir yol açıyor. Bu açıdan sevdim.
Ne zaman kendimizi sahnelenmiş (ve dolayısıyla gerçek olmayan) bir performansta rol yapan aktörler olarak görürsek, ölüm işte o zaman korkunçluğunu, nihailiğini kaybeder ve bir inandırma eylemi, teatral bir jest olur. Gerçek bir liderin temel görevlerinden biri, taraftarlarıda muhteşem bir temaşaya vakir ya da tasasız bir dramatik performansın parçası oldukları yanılsamasını uyandırmak suretiyle ölmenim ve öldürmenin acı gerçeğini maskelemektir.