-Neden hiç mutlu değilsin Zeze?
-Neden mutlu olmalıyım?
-Çünkü dünyaya bir kez geliyoruz.
-İyi ki bir kere geliyoruz Portuga.
-Neden?
-İkinci bir hayatı kaldıramazdım.
"Nen var Zeze?"
"Hiç. Şarkı söylüyordum."
"Şarkı mı söylüyordun?"
"Evet."
"Öyleyse ben sağır olmalıyım."
İnsanın içinden de şarkı söyleyebildiğini bilmiyor muydu yoksa?
Bir şey demedim.
Bilmiyorsa bunu ona öğretmeyecektim.
"Acı çekmek ne demekmiş şimdi anlıyordum. Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baltan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey."