zhesoir

Çok kısa bir süre sonra mucize sona ermişti. Uzun boş gecelerimde ne yapacağımı bilemiyordum ve hemen her akşam acil serviste gönüllü olarak nöbete kalıyordum. Ağlamaklı hayal gücümde,bekâr yaşamımın boşluğunu Rebecca’ nın dolu ve yoğun yaşamıyladolduruyordum. Benim için tekdüze çabalarla heba olup giden saatler onun için alabildiğine zengin olabilirdi. Ona bir kez telefonettim: Hani ne derler, keyfi yerinde görünüyordu. Modern âşıklarıacıyı bir düşkünlük, kıskançlığıysa bir eğitim noksanlığı olarakgörmeye zorlayan bu acımasız serbestliğin kurbanı olan ben demutluymuşum gibi göründüm. Ayrılığın insanlarda farklı belirtilerdoğurduğunu kabullenmekte zorlanıyor ve herkesin aynı acıyı çekmesini, bunun da açıkça görünmesini istiyordum. Rebecca’nın benden ayrıldıktan sonra acı bir şekilde umutsuzluğa kapıldığını vekendi kendini yiyip bitirdiğini bilmek isterdim. Peki, zaman zamanda olsa beni özlememesi mümkün müydü? Bütün bu yaşadıklarımızdan sonra hem de? Korkunç bir şüpheye kapılıyordum: Sakınhep aynı minval üzere gidiyor olmasındı? Keşke gözlerindeki ancakbayağılık olabilecek şeyi bir istisna olarak hissetmiş olsaydım. Gece kuşu Rebecca, ben hamarat ve erkenden yatağa giren doktorungözünü boyamıştı. Hiç kuşku yoktu: Bir yanlışlık olmuştu ve bununacısını çeken sadece bendim. Bu bakış açısı beni dehşete düşürüyordu: Size güven vermeden hayatı tek bir varlığın etrafında sıkıştıran ve sizi onun en ufak kaprislerine bağımlı kılan çift olgusunalanet okuyordum. Sevmek demek, karşıdakinin sizin üzerinizde sonsuz bir iktidar uygulamasına razı olmak demektir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Unutmaya çalışıyordum: Daha da endişeliydim artık. Bizim içinen değerli varlık, en fazla korktuğumuz kimsedir. Ve kıskançlık, enufak bir kuşkuyu kesinliğe dönüştüren dehşet içindeki hayal gücünün bir biçiminden başka bir şey değildir. Tüm bu acılar bana duyguyu öğretiyordu; öyle bir bilgiydi ki bu, seve seve vazgeçebilirdim.
Ağustos ortalarına doğru Rebecca Fas’a tatile gitti. Bir hastanede çalışmaya başlamıştım ve izne ancak eylül ayında ayrılabilecektim. Her ikimiz de birbirimiz için ne hissettiğimizi bilmiyorduk.Bir kere olsun birbirimize “seni seviyorum” sözünü dile getirmemiştik. Bunu söylemek, önceden hiçbir şekilde tasarlanmış olmayan bu birliği, bizi büyüsü altında tutan durum için fazla alışılmışolan sıradan duygularla kuşatmak olurdu. Böylece gizli bir onaylayağmurlu bir akşam, bir taksi durağının önünde birbirimizden ayrıldık. Yine de kendisinden bir dostluk teminatı istemeye cesaret ettim. Hiç çekinmeden sokağın ortasında eteğini kaldırdı ve ustalıklaküçük külotunu çıkarıp avcuma sokuşturdu. Son sözleri, “Bunu bendönünceye kadar sakla" oldu. Mutsuzdum, perişandım. Bize ötekiolmadan yaşayabileceğimiz düşüncesini benimsettiğine göre ayrılık kopmanın öncelemesidir.
Aşk ikiyalnız kimsenin bir yanlışlık yaratmak için birleşmesi demektir. Yine de ondan daha baştan çıkarıcı bir yanlışlık var mıdır? Ve gerçekbilgelik durmadan yeniden âşık olma gücünde yatmıyor mu? Birilişkinin başlangıcı daha sonra olup bitecek ne varsa tümüne damgasını basıyor: İlişki yıpranana kadar, ilk günlerin güzelliğini anlatmak için âşıkların sözü durmadan oraya getirdiği sihirli an. Kısacası, ilk temas umuttan yanadır, otantik, kesin bir aşkın sağduyudan yoksun düşünü yeniden hayata geçirir. Bu nedenle, çok çok güzel oldukları halde duyguları öldüren karşılaşmalar, ilişkilerin bayağılığı konusunda önyargı taşıyan sıradan buluşmalar ve nihayetâşıkların zarar görmeden kendilerini kurtaramayacakları arzuyüklü ilişkiler vardır.
Birlikteliğimizde tam bir tembellikve uyuşukluk dönemine girmiştik. Ortakyaşam güven duygusu vehuzur doğuruyordu. Anlatılmayan biricik anlar: Çünkü mutluluğunsıradan olmayan bir tarihçesi vardır; mutluluk unutma sonucu belleğin bulanmasıdır: Evrelerin, aşırı yoğun oluşları nedeniyle bizzatkendi mükemmellikleri tarafından silinmiş, bulanık bir sonsuzlukta donup kalmış anıları.