Sürekli tekrar üzerinden ilerlemekle birlikte tekrarın etkileyiciliğe dönüşmediği bir şiiri var ne yazık ki. Şiirin duyguları tetikleyen yanının daha baskın olması gerektiğini düşünüyorum lakin sağlam bir kurgusu olup duygulanım uyandırmayan şiirlerin de hakkını teslim ederim. Kurgusu zayıf ve duygulanımdan yoksun şiirler olmuş. Sıfır.
Sokağın ZoruMehmet Said Aydın · 160. Kilometre Yayınevi · 201335 okunma
Yaklaşık bir buçuk yıl önce başka bir şiir kitabını okumuştum, sanıyorum ki son kitaplarından biriydi, bu kitaptaki yakın dönem şiirlerini okuyunca üslup değişiminden bunu anlayabiliyoruz. İlk şiirleri genellikle klasik solcu şiiri hissiyatı veriyor bununla birlikte duyguyu da tam olarak karşıya geçiremeyen solcu şiirleri. Vasat ve hissiz. Son dönemlerine doğru üslup değişimi dikkat çekebilir bununla birlikte ne yazık ki bir şey anlatamayan bir şiiri olmuş Gültekin Emre'nin...
Küçük DenizGültekin Emre · Yapıkredi Yayınları · 20092 okunma
Asuman Susam'ın şimdiye kadar yayımlanan tüm şiir kitaplarını okudum.
Dil Mağarası belirli bir konsept üzerine yazılmış Derli toplu diyebileceğimiz Ayrıca Asuman Susam hanımın kendi üslubunu ve tarzını açıkça ve güzel bir şekilde gözler önüne seren bir eser olmuştu.
Plasenta biraz daha vahşi ve yırtıcı bir biçimde hisler uyandıran ve yine kendi özgün şiir dilini ve tarzını güzelce anlayabileceğimiz bir şiir kitabıydı, hakeza kemik İnadı da öyle.
Bununla birlikte Everest Yayınları tarafından yayınlanan ve ismini geç'mişim koyduğu ve içerisinde 3 farklı şiir kitabını (ilk şiir kitaplarını) barındıran kitabında Aslında henüz kendi tarzına olan yürüyüşünü ve yolculuğunu gözlemleyebildik.
Aslında buradaki şiirler şair onları yazıyorkenki muhtemelen maksimum mümkün şiirler olsa da ilerleyen zamanlardaki ve okuduğumuz takdirde bize şairi söylenmediği veya o şiir halihazırda bulunuyor olmadığı zamanlarda ( Biz o şiiri hatırlıyor olmasak dahi ) ya bu Asuman Susam şiiri diyebileceğimiz şiirlere varıncaya kadarki bir ara Durak diyebilirdik.
Öncelikle beni rahatsız eden bir konudan bahsetmek istiyorum aslında bu upuzun yazıyı yazmamın tek sebebi de bu diyebilirim konu şu şekildedir ki:
Daha öncesinde Gülten Akın'ın şiirini okurken (belki bilenleriniz vardır Yapı Kredi bunu tek cilt 2 cilt ve 3 cilt olmak üzere 3 farklı kere 3 farklı şekilde bastı) toplu şiirlerin ilk cildinde Gülten Akın'ın çok tatlı "tamamıyla kendi tarzını oluşturmuş" diyebileceğimiz daha doğrusu özellikle özenti bir tarzı hissetmeyeceğimiz ve çok hoş okunabilir şiirler bulunmaktadır. Lakin ikinci cildine geçtiğimizde muhtemelen o dönem aklını kurcalayan olaylar Dolayısıyla o dönemki gündemi sebebiyle Kurtuluş mücadelesindeki bir takım olayları bir takım coğrafyaların mücadelelerini anlatmaya koyulmuş ve
Kitap dört bölüm, dört şiirden oluşuyor. Kitabı bir albüm olarak düşünürsek, bir albümde dört mevsim. Daha çok dış dünyadaki izlenimleri, doğayı işliyor bununla birlikte çok hafif bir erotizm de var. Hoş bir kitap.
Bukowski'nin evden ayrıldığı ve babasının aksine savruk bir yaşamı tercih ettiği yıllarıni anlatan yine hayatından çok fazla sahne içeren keyifli bir kitap. Sürükleyici ve gerçekçi. Sevdim.