Sana bir mektup yazmalıydım. Geçtiğimiz yıllar
boyunca söyleyemediklerimi yazmalıydım. içimde suskun kalan binlerce kelimeyi, sana vermediğim bütün selamları, paylaşmadığım bütün duyguları yazmalıydım.
Hiçbir zaman kendimi gerçekleştirememiş ya da hayatımı istediğim gibi yaşayamamıştım. "Kendim olmak" ne demek, onu da tam anladığımdan emin değildim. Ben de işte bütün bu hatalarla ve pişmanlıklarla, bütün gerçekleşmemiş hayallerle, tanışmadığım insanlarla, tatmadığım yemeklerle, gitmediğim yerlerle ölecektim. Ama beni asıl
rahatsız eden bunlar değildi. Olduğum kişiden ve yaşadığım hayattan tatmin olmuştum. Yaşamış olmaktan bile mutluydum. Burası dışında nereye varabilirdim ki zaten?
Ben hayattaki bütün küçük pişmanlıklardan
oluşuyorum. Diyelim hayatta bir yol ayrımına geldin ve diğer yöne gittin. O zaman ne olurdu? Kime dönüşürdün? İşte Şeytan dediğin budur. Olmak istediğin ama yapamadığındır. Şu an olduğun kişiye en yakın ve en uzak kişidir."
Mutlu mu, yoksa mutsuz muyum bilmiyordum. Ama
bildiğim bir şey vardı. insan kendisini mutlu ya da mutsuz olmaya ikna edebilirdi. Nasıl hissedeceğin, hayata yaklaşımına bağlıydı.