Ümit Turgut

Ümit Turgut
Ya bir yol bulacağım ya bir yol yapacağım
İlk cümle o kadar haklı ki
Biraz önce söylediklerini az sonra inkâr edenlere karşı galip gelmek ne kadar zor bir şeydi. Yahudileri ne kadar yakından tanırsam, işçileri de o kadar mazur görüyordum.
Sayfa 48·Kitabı okudu
Düşünce
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hitler ve Yahudilere olan nefretinin tohumları
Kendimi zorlayarak, Marksist basının yazılarını okumaya başladım. Bende öyle bir nefret uyandırdılar ki sonunda bu hiyanet ve alçaklık duygularını meydana getirenleri daha yakından tanımak üzere harekete geçtim. Bu heriflerin hepsi, istisnasız Yahudiydi. Elime geçen bütün sosyal demokrat broşürleri okudum, imza sahiplerinin hepsi de Yahudi'ydi. Hemen hemen her iş kolunda lider olanların isimlerini tespit ettim. Bunların çoğu da Yahudi'ydi. Bazı milletvekilleri, sendika sekreterleri, parti başkanları veya sokak hareketlerinin liderleri hep O seçkin (!) ırkın mensuplarıydı. Austerlitz, David, Adler, Ellen-bogen ve diğerleri... Bu isimleri asla aklımdan çıkarmayacağım. Bana muhalefet edenlerin bağlantılı olduğu partiye ait kilit noktaların yabancı bir milletin elinde bulunduğunu artık anlamıştım. Çünkü her Yahudi, bir Alman olamazdı. Bunu kesin olarak öğrenince, çok rahatladım. Irkımızın şeytanını artık biliyordum.
Sayfa 48·Kitabı okudu
Sosyal hayat ve Yahudiler
Artık beni en çok ilgilendiren şey Yahudilerin bazı alanlarda gösterdikleri faaliyetlerin şekliydi. Zamanla hareketlerinin sırrını keşfetmeye başladım. Ne şekilde olursa olsun sosyal hayattaki tüm kötülüklere Yahudiler muhakkak katılıyordu. Böyle bir faaliyetin altından, tıpkı vücuttaki yaraya neşter vurulunca içinden çıkan solucan gibi, parlak ışıktan gözleri kamaşmış bir Yahudi ortaya çıkıyordu.
Sayfa 45·Kitabı okudu
Düşünce
Duygular insanı ne kadar aldatırsa aldatsın, aklın araştırarak ortaya çıkaracağı sonuçlar daha doğruydu.
Sayfa 45·Kitabı okudu
Düşünce
Bu adamlar millete mensup olmaya layık mıdır ?
O sırada öğrendiklerim insanı isyana teşvik edecek nitelikteydi. Her şey inkâr ediliyordu. Millet, kapitalist sınıfların bir uydurmasıydı. Vatan, işçi sınıfını sömürmek için burjuvazinin bir aracıydı. Kanunlar, işçiyi ezmek için hazırlanıyordu. Din, milletleri istismar etmek için uydurulmuştu. Ahlak, sabretmek için ahmakça bir prensipti. Temiz olan her şey, çamura batırılıp çıkarılıyordu. Önceleri susuyordum. Sonraları susmaya çalıştım. Ancak buna daha fazla devam edemedim. Adice iddialara cevap vermeye başladım. Fakat cevaplarımın tatminkâr olması için açık ve kesin bilgi sahibi olmam gerektiğini de anladım. Bunun üzerine peş peşe kitap ve broşür okumaya başladım. Arkadaşlarımın fikirleri hakkında geniş bilgi sahibi oldum. Ancak onlar akıl ve mantıkla mücadele edebilecek kimseler değillerdi. Beni, şantiyede çalışırken iskeleden aşağıya atmakla tehdit ettiler. Bunun üzerine, büyük bir nefretle şantiyeden uzaklaştım. Kısa bir süre sonra inadım nefretime galip geldi. Şantiyeye geri döndüm. Üstelik parasız da kalmıştım. İşte o zaman kendime şunu sordum: Bu adamlar bir millete mensup olmaya layık mıdır? Sorunun cevabı "evet" ise en iyilerin böyle bir azaba katlanmasının haklı bir sebebi olabilir mi? Şayet buna "hayır" diye cevap verilirse, milletimiz insan bakımından zayıf ve fakir durumdadır demektir.
Sayfa 31·Kitabı okudu