Simay Yıldız

Simay Yıldız
@zimlicious
youtube.com/@zimlicious Okuduğum tüm kitaplar burada çıkmadığı için daha çok GoodReads'deyim. Olur da bana ulaşmak isterseniz blogumu ziyaret edebilirsiniz.
İletişimci
İstanbul
39 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
7/10
·168 syf.··
2025 1. kitabı
Yazarın Hyunam-Dong Kitabevi kitabını almış ama henüz okuyamamıştım. İlk tanışmamız oldu yani; onunla karşılaştırma bekliyorsanız burada olmayacak... Üstünde nedense "roman" yazıyor ama değil; temelinde kitabın isminden de anlaşılacağı gibi sade bir hayat yaşamaya dair adımların olduğu denemeler var kitapta. Aramızda iki yaş var ama deneyimlerimiz çok ama çok farklı. En büyük hedeflerinden birinin tek başına eve çıkmak ve yalnız yaşamak olmasına, bunu 40'lı yaşlarında başarınca da bir mucize gerçekleşmiş gibi mutlu olmasına şaşırdım mesela. Sonra da şaşırdığıma şaşırdım çünkü düşününce aynı evde yetişmiş olmamıza rağmen kardeşim ve benim deneyimlerimiz bile bambaşka. Bu hedefinin yanı sıra "yazar olma" hedefinin etrafında dönen yazılarında hayatını değiştirmeye çalışırken fark ettiklerini ve bu süreçte üzerinde düşündüklerini ele alıyor. Dediğim gibi, deneyimlerimiz, hayattan beklediklerimiz, rahatlama şeklimiz, huzur bulduğumuz konular gibi pek çok şeyimiz farklı; hatta o minimalistken ben maksimalistim mesela! Yine bile yalnız olmanın gerçekten ne demek olduğu, hayatta bizi mutlu eden şeylere nasıl daha çok zaman ayırabileceğimiz, dinlenmenin ne demek olduğu ve bunu nasıl yapabileceğimiz gibi konularda da çok fazla ortak noktamız var. Genel itibariyle bazı şeyler üzerinde düşündüren ve iyi hissettiren bir okuma oldu benim için.
Sade Bir HayatHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 2025752 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
7/10
·352 syf.··
2021 11. kitabı
Yazar Bethan Roberts ile tanışmamı sağlayan My Policeman kitabının radarıma girmesinin çoğunuzun ‘ergen işi’ olarak göreceği bir nedeni var: aynı isimle çıkacak olan filminde esere adını veren polis karakterini bebeğim Harry Styles oynuyor! Neymiş diye bakıp da üstüne bir de LGBT temalı olduğunu gördüğümde meraklanmadığımı düşünmediniz herhalde. Bu yıl okuduğum en mükemmel kitap mı? Değil. Ama şu da bir gerçek ki başladığım andan itibaren elimden bırakamadım ve son zamanlarda ister istemez gözlerimi devirerek okuduğum, sırf yazmış olmak için yazıldığını hissettiğim benzer temalı kitaplardan sonra çok iyi geldi. Bir de tabii beni Ekim ayı boyunca içinde sıkışıp kaldığım “zor bela okuyorum of” durumundan kurtardı. Okuyup bitirdikten sonra My Policeman yorumlarına GoodReads’te şöyle bir baktığımda dikkatimi çekenler kitabı Harry Styles için okuyanlara laf sokanlar ve “neden gay hikayeler hep dram olmak zorunda” diye isyan edenler oldu. Her iki tür yorum hakkında da naçizane birkaç kelimem olacak: -Harry Styles gibi, özellikle gençlerin delicesine sevdiği bir adam onlara kitap da okutabiliyorsa bu şahane bir şey değil mi? Styles’ın okuduğu ve/veya önerdiği kitaplar listesi geziyor internette mesela ve hiç de fena bir liste değil (içinde Joan Didion bile var!). My Policeman da var o listede. İnsanlar Harry aşkına o kitapları da okusala fena mı olur? -My Policeman, yazar E.M. Forster, Forster’ın eşi May ve Forster’ın 40 yıllık bir ilişki yaşadığı “policeman” Bob Buckingham arasındaki aşk üçgeninden esinlenmiş. Hayatın kendisi laylaylay olmadığı için kitap da öyle değil haliyle. Devamı: zimlicious.com/my-policeman-e-...
My PolicemanBethan Roberts · Chatto & Windus · 201221 okunma
5/10
·288 syf.··
2021 10. kitabı
Kuir yazarlar okuma çabalarımın farkına varanlardan sıklıkla gelen tavsiyeler arasındaydı Alice Oseman ve Kalp Çarpıntısı çizgi romanları. Şimdiye kadar ertelemiş olmamın iki temel nedeni vardı: 1) Bir-iki istisna olsa da çizgi roman okumak pek kolay değil benim için; 2) “genç yetişkin” türünü uzun süredir aşırı seçici davranarak okuyorum çünkü çoğu birbirine fazla benziyor ve hikâyeler artık tekrara düşüyor. Kalp Çarpıntısı serisinin birinci cildinin Yabancı Yayınları’ndan çıktığını görünce ise son kitap siparişime ekleyiverdim. Geldiği gün de (yani bu yazıyı yazdığım gün) yarım saatte okuyup bitiriverdim. Pişman mıyım? Hayır. Devamını merak ediyor muyum? Biraz çünkü kafamda yanıtlanıp yanıtlanmadığını merak ettiğim sorular var. Bu kadar abartılmayı hak ediyor mu? Bence hayır. Sanatın her alanında, edebiyatta da farklı seslere, farklı bakış açılarına, farklı hayatlara yer verilmesi konusunda az biraz yol almaya başladı dünya. Daha gidecek çok yol olmasına rağmen bu olumlu ve beni mutlu eden bir gelişme. Ama tabii bu ne yazık ki hepsinin iyi işler olduğu anlamına gelmiyor. Bazen mesela zenci bir yazarın bir kitabını okuyorum. Sonrasında kendime, “var anasına; neler öğrendim; ne kadar iyiydi!” diyorum. Fakat sonra girip yorumlara baktığımda bazı zenci okurların “bizde böyle şeyler yok, dalga mı geçiyorsun?” gibi yorumlar yaptığını görüyorum. Ki bu da anlaşılır bir şey ve işte ben de bazen Kalp Çarpıntısı gibi kuir hikayeleri okurken onlar gibi hissediyorum. Devamı: zimlicious.com/alice-oseman-ka...
Kalp Çarpıntısı - Cilt 1Alice Oseman · Yabancı Yayınları · 20212,165 okunma
10/10
·461 syf.··
2021 9. kitabı
Güzellik Bir Yaradır isimli kitabı ta mart ayının başında, #bookfriend’lerimden birinin önerisiyle alıp okumaya başlamıştım. Ama bir yerden sonra devam edemeyip kenara koymuştum. Eskiden böyle durumlarda kendimi zorlar, ille de elimdeki kitabı bitireyim diye kıvranır dururdum ama çok uzun süredir bunu yapmıyorum; o an ona odaklanamamam veya tespit bile edemediğim nedenlerden dolayı devam edememem sevmeyeceğim bir kitap olduğu anlamına gelmiyor. O an doğru zamanı değil diye düşünüyorum. Nitekim bu kitapta da öyle oldu; aylar sonra elime aldığımda yoğun iş tempoma rağmen üç-dört günde yalayıp yuttum. Yalayıp yuttum dedim diye kitabı minik sanmayın çünkü 461 sayfa. Çok kolay okunan bir kitap da sanmayın çünkü içinde farklı karakterler üzerinden anlatılan, çok da kısa olmayan bir döneme yayılan bir Endonezya tarihi var ve savaştır, sömürgeciliktir, vs.’dir derken hiç kolay günler geçirmemişler, hele ki ülkedeki kadınlar. Bir yandan elimden bırakamadım kitabı. Bir yandan özellikle bazı yerlerde bir mola vermem, derin nefes almam, okuduklarım üzerinde düşünmem veya kafamda canlandırmamayı başarmam gerekti. Bir yandan da büyülü gerçekçiliğine kapılmadan da edemedim tabii ki – Gabriel Garcia Marquez’le başlayan büyülü gerçekçilik aşkım artarak devam etti ve bunda Isabel Allende, Laura Esquivel ve son olarak da The Murmur of Bees ile en yeni keşfettiğim Sofía Segovia da etkili oldu. Alışkanlık denen böyle bir şey herhalde; öğrendiklerimi faz alarak bu tür Latin Amerika’dan çıkıyor diye düşünüyordum ve haliyle daha önce Endonezya’dan bir şey okumamış olsam da büyülü gerçekçilikle karşılaşmayı da beklemiyordum. Devamı: zimlicious.com/guzellik-bir-ya...
Güzellik Bir YaradırEka Kurniawan · Domingo Yayınevi · 2017778 okunma
8/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
İzlanda, ölmeden önce gidip görmeyi çok ama çok istediğim ülkelerden biri. Şimdiye kadar bulup inceleyebildiğim her şeyine (doğası, müziği, sanatı, yazarları ve o mitleri!) hayran kaldım ve gerçekten de “ölmeden önce yapılacaklar” listemde “İzlanda’da kuzey ışıklarını seyret” var. E kitaplara karşı da boş olmayan biri olduğumdan İzlanda’dan çıkıp gelenler radarıma takılıyor tabii. Sessizlik Oteli de bu sayede listeme aldığım ama sonradan İzlanda’da takılacağımı sanırken kendimi savaştan bitap düşmüş (yazarın ismini vermediği) bir ülkede, bambaşka hisleri sorgularken bulduğum bir kitap oldu. Pişman mıyım? Kesinlikle hayır! Sessizlik Oteli, daha ilk cümlesinin girişiyle yakaladı beni: “Çıplakken ne denli gülünç göründüğümü biliyorum, yine de soyunmaya başlıyorum […]” Elimizde kendiyle barışık, kendinden tam emin olmayan, belli ki atlatamadığı bazı travmaları bulunan (çünkü bunu bilmek için uzman olmaya gerek yok artık; hepimiz bu hallere travmalar sonrası düştüğümüzü biliyoruz) ama bir yandan da bazı arzularını elde etmek için bazı sorunlarını kabullenerek harekete geçen bir karakter var demek için şahane bir giriş değil mi? Nitekim ana karakter Jónas Ebeneser de aynı böyle. Kitabın tanıtım yazısında da belirtildiği gibi “kırklı yaşlarının sonlarında, bir şeyleri tamir etmeye tutkuyla bağlı ama kendi hayatımı tamir edemeyen becerikli bir adam.” Al sana hayatın en büyük ironilerinden biri işte; çöz, çözebilirsen! Devamı: zimlicious.com/sessizlik-oteli...
Sessizlik OteliAudur Ava Olafsdöttir · Nebula Kitap Yayınları · 2021657 okunma