“Karşımızdaki kişi, kendini de yaratamamış biriyse, içindeki eksiklik ya da bozukluk neyse onu tamamlamaya gelmiştir bize, bizden aldıkları bittiğinde de yine aşk zannedeceği yeni bir ilişkiye gider.”
“ Demek ki bütün yanılsamalarımızın kökünde iki kavram yatıyor: Bireysel sorumluluk ve karar verme yetisi. Bu iki kavramın gücü ve ağırlığını taşımamak adına mazaretler yaratarak, kendi varlıklarımızı yok ederek, öldürerek, öldüklerini bile bile kendimizi o ilişkilerin içinde tutuyoruz. “
O halde aşk, kendi bireysel varlığımızın oluşumu ve onun sürekli olarak geliştiği canlı bir süreçse, ilişki yaşadığımız kişi de kendi bireysel varlığını aynı şekilde geliştirmelidir. “Ruhsal yönden yerinizde saydıran bir ilişkinin içerisinde yaşamayın” der Lawrence. “Çünkü sizi alıp götüreceği yer kendi tutsaklığıdır. Onun içinde boğulur ve yok olursunuz.”
“ Yetişkinlikte yaşanılan aşkların birer yanılsama olduğunu, yaşadığımız aşkların geçmiş ödipal dönemlerdeki takılmalar olduğunu algılamak, bizi en azından bu kazaları yapmaktan kurtarmaya yarar. “