Kalabalıkta birbirlerini belki fark etmezlerdi, kalabalıkta belki hiçbir zaman karşılaşmazlardı bile, onları karşılaştıran, kalabalıklardan uzakta bir bahçede mahsur kalmaları, sürekli olarak aynı yerde dolaşmak zorunda olmalarıydı.
Yüzünü bir bütün halinde aklında tutmayı başaramadığından her seferinde bir başka parçasını, bir gün saçlarını, bir gün gözlerini, bir gün kaşlarını, bir gün dudaklarını aklında tutmaya çalışıyordu ama onları bir araya getirmeyi bir türlü beceremiyordu.
Yaşadıklarının gerçek olduğunu biliyordu ama bunları yaşadığına inanamıyordu,bütün yaşananlarda rüyayı andıran bir belirsizlik vardı sanki,bir iz bırakmadan geçip gitmişti.