#ZİŞAN
vazgeçmeden de yaşanabilseydi bu sevda
hak yemeden haklıca
kural yıkmadan regalce
ve boynumuza vebal almadan
helalce
vazgeçmenin öncesinde
vazgeçilmenin içindeyim
sen bir adım sus
ben koşar adım susarım
konuşmadan yaşarım
ölüm sessizliğimi

Resul, bir alıntı ekledi.
06 May 01:32 · Kitabı okudu · Puan vermedi

.. Cesâretin gerçek kaynağı olan îmanı kalbine yerleştiren Hz. Ömer, artık yerinde duramaz olmuştu. Resûl-i Ekrem'e, "Yâ Resûlallah!.. Biz
ölsek de yaşasak da hak din üzere değil miyiz?" diye sordu. Resül-i Zîşan, "Evet, varlığım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, siz kalsanız da, ölseniz de hak din üzeresiniz." diye cevap verince, "Öyle ise hâlâ ne diye gizleniyoruz?" dedi, "Seni hak dinle gönderen Allah'a yemin ederim ki, korkmadan, çekinmeden, cesâretle bütün şirk meclislerine gidip İslâmiyeti açıklayacağım!"

Bunun üzerine Resûl-i Kibriya Efendimiz önde, sağında Hz. Ömer, solunda Hz. Hamza, diğer sahabîler arkalarında Dârû'l-Erkâm'dan
çıkarak Kabe'ye doğru yol aldılar. Vakur adımlarla, Mescidi Haram'a girdiler.

Hz. Resûlullah'ın başını bekleyen müşrikler, bu manzara karşısında şaşırıp kaldılar. Şaşkın, ürkek ve korkak bakışlarla bir Hz. Ömer'e, bir
Hz. Hamza'ya bakıyorlardı. Bir ara cesâretlerini toparlayarak, "Ey Ömer!.. Arkanda ne var, neyle geldin?" diye sordular.

Hz. Ömer, "Lâ ilâhe İllâllah, Muhammedü'r-Resûlullah ile geldim." dedi ve ilâve etti: "Kimse yerinden kımıldamasın; yoksa boynunu vururum!"

Müşriklerin sesi sedâsı kesildi. Sanki dilleri tutulmuştu. Resûl-i Kibriya Efendimiz, serbestçe Kabe'yi tavaf etti ve namaz kıldı.
Müslümanlar da açıktan açığa namaz kıldılar.

Hz. Ömer der ki:
"İşte, o zaman Allah Resûlü, 'Hak ile bâtıl olanın arasını ayırdı.' diye
bana 'Fârûk' adını taktı."

Peygamberimizin Hayatı, Salih Suruç (Sayfa 266 - Nesil Yayıncılık Matbaacılık. San ve Tic. AŞ.)Peygamberimizin Hayatı, Salih Suruç (Sayfa 266 - Nesil Yayıncılık Matbaacılık. San ve Tic. AŞ.)
Resul, bir alıntı ekledi.
02 May 01:02 · Kitabı okudu · Puan vermedi

.. Evine varan Peygamber Efendimiz, karşılaştığı hâdisenin azameti ve haşyeti karşısında âdeta konuşamaz hâle gelmişti.
Kendisini merak içinde karşılayan vefakâr zevcesi Hatice-i Kübra'ya sâdece, "Beni örtünüz, beni örtünüz!" diyebildi.''
Sâdık zevce, bu emri alınca, yüzündeki başkalığı sezmesine rağmen, hiçbir şey sorma cesaretini gösteremeden Kâinatın Efendisini şefkat ve hürmetle yatağına yatırdı ve üstüne örtüler örttü.
Hira'da yalnızlık arayan Fahri Âlem, şimdi de evinde ruh ve düşünceleriyle baş başa idi.
Bir müddet sonra uyandılar. Bir nebze olsun rahata ve sükûnete kavuştukları, belli idi. Haticei Kübra'ya başından geçenleri olduğu gibi anlattı ve ekledi: "Korkuyorum ey Hatice!.. Bana bir zararın gelmesinden korkuyorum!"
Resûli Zîşan Efendimizin bu sözleri, kesin olarak ebedî devlet ve şerefli memuriyete nâiliyet hususundaki itminan bulma arzusundan geliyordu.

Peygamberimizin Hayatı, Salih Suruç (Sayfa 177 - Nesil Yayıncılık Matbaacılık. San ve Tic. AŞ.)Peygamberimizin Hayatı, Salih Suruç (Sayfa 177 - Nesil Yayıncılık Matbaacılık. San ve Tic. AŞ.)

Berat Gecesi Duası
Ey, kullarına sayısız lütuf ve ihsanlarda bulunan, onların kar­şılığına ihtiyacı olmayan Allah'ım!. Celal ve Kerem sahibi Rabbim! Biz âciz kullarına sonsuz nimet ve imkanlar bahşeden Sen­sin! Senden başka ilah yok! Sana sığınıp yalvaranlara yardım edersin! Korkanların güvenip sığınacağı yegâne melcei yine Sensin!

Ya Rabbi, Senin nezdindeki kitabında, Levh-i Mahfûz'da şa­yet beni kötü, mahrum, ilâhî rahmetten kovulmuş, fakir bir insan olarak yazmış isen fazlınla bu kötü kaderimi; âsî, mahrum, ilâhî huzurdan kovulmuş, darlık içinde hayat geçirmeye mahkum bir fakir insan oluşuma ait yazgımı siliver Allahım! Beni, nezdindeki ana kitapta iyilerden, salih kullarından, rızkı bol, zengin ve hayır­lı işlerde yarışan ve muvaffak olan kullarından olarak yazıver.

Allah'ım! -Senin sözün haktır- Nebiyy-i Zişan'ın lisanı üzere gönderdiğin mukaddes Kitabında şöyle buyurdun: "Allah diledi­ğini siler. (Dilediğini de) sabit bırakır. Bütün kitapların aslı O’nun yanındadır" (Ra'd Sûresi, 39)

İlahî! "Her hikmetli iş nezdimizde bir emir ile o zaman ayrılır" (Duhan, 4) buyurduğun mükerrem Şaban ayının 14. gece­si en büyük tecellin ile; bildiğimiz bilmediğimiz, Senin bildiğin be­la ve musibetleri bizlerin üzerinden kaldırmanı diliyoruz. Şüphe­siz Sen, sonsuz güç ve kuvvet sahibisin! Lütuf ve ihsanı bol olan Rabbimizsin!

Allahım! Seyyidimiz, Efendimiz Hazret-i Muhammed'e, âli­ne, ashabına, evlâdına, ezvâc-ı tâhirâtına salât ü selâm eyle! Du­alarımızı Habibin hürmetine kabul eyle! Âmin!..

Osman Gazi

Oğlu Orhan Gazi'ye vasiyeti :

Ey oğul! Her işten önce din işlerine dikkat et. Zira farizaya (farzlara) dikkat, din ve devletin güçlenmesine sebeptir. Din işlerini; dikkatli olmayan, itikadı bozuk ve doğru yoldan ayrılmaya yönelen, büyük günahlardan kaçınmayan, helala-harama dikkat etmeyen sefihlere ve ayrıca tecrübesiz kişilere bırakma, devlet idaresinde bu gibi kişilere iş verme!.. Zira yaratandan korkmayan, yaratılandan hiç korkmaz. Büyük günah işleyen ve bunu devam ettiren kimsede sadakat olmaz. Böyle kişilerin sadakati olsa ümmeti olduğu Peygamber-i Zişan'ın sadık tebligatı üzere hareket eder de şer'i şerifin dışına çıkmazdı. Zulümden, bid'atten sakın. Zulme ve bid'ate teşvik edenleri devletinden uzaklaştır. Çünkü böyleleri seni zevale uğratmış olurlar.

Daima cihad ile devletini genişletmeye çalış. Çünkü uzun zaman sefer olunmazsa askerin secaatine; reislerin ve kumandanların bilgi, tedbir ve malumatına ağırlık ve noksanlık gelir. Böyle sefer işlerini bilenler ölür gider de yerine tecrübesiz kimseler gelir, bu yüzden de bir çok hatalar meydana gelir ki, bundan da devlet büyük zararlar görür. Beytü'l-mali koru! Devletin servetini çoğaltmaya çalış!.. Şer'i şerifin ölçüsüne göre sana ait olana kanaatle, ihtiyaçlarından ve gerekli olanlardan başka lüzumsuz yere telef etme, israftan kaçın. Askerinle, malınla gururlanma. Zira onlar Allah yolunda cihad için milletin işlerinin yerli yerinde görülmesi ve cihana adalet ve fazileti yayman için vasıtadırlar.

Sadakatle Allah rızası için çalışan devlet erkanını koru!.. Vefatlarından sonra böyle kimselerin çoluk-çocuğuna bak, ihtiyaçlarını karşıla.!..Halkından hiç kimsenin malına tecavüz etme!.. Hak edenlere yardım ile iltifat elini uzat, böylelerinin yakınlarını sıkıntıdan kurtar. Askeri erkanı iyi koru!.. Alimler, fazıllar, sanatkarlar, edipler; devletin bedeninin gücüdür. Bunlara iltifat ve ikramda bulun. Bir kemal sahibi işitince onunla yakınlık kur, dirlikler ver ve ihsan eyle!.. Hükümetinde ulema, fazıl kimseler, erbab-ı maarif çoğalsın, siyaset ve din işleri nizam bulsun!..


Benden ibret al ki, bu diyarlara zayıf bir bey olarak gelip haketmediğim halde bunca inayet-i celile-i Rabbaniye'ye mazhar oldum. Sen de benim yolumdan git ve bu Din-i Muhammedi'yi ve ashabını, başka sana tabi olanları koru. Allah'ın (c.c) hakkını ve kulların hukukunu gözet!.. Ve senden sonrakilere böyle nasihat etmekten geri durma. Ve adalet ve insafa riayet ile zulmü kaldırmaya devam ile her bir işe teşebbüs de Allah'ın yardımına güven. Halkını düşman istilasından ve zulme uğratılmaktan koru!.. Haksız yere hiç bir ferde layık olmayan muamelede bulunma!.. Halkı taltif et, hepsinin rızasını kazan.

Süha Murat Kahraman, bir alıntı ekledi.
28 Nis 00:05

"...Evet, sevgili üstadım, biz; Allah'tan, Kur'an'dan, Habib-i Zîşan'dan ve Risale-i Nur'dan ve Kur'an dellâlı siz sevgili üstadımızdan ebediyen razıyız. Ve intisabımızdan hiçbir cihetle pişmanlığımız yok. Hem kalbimizde zerre kadar kötülük etmek için niyet yok. Biz ancak Allah'ı ve rızasını istiyoruz. Gün geçtikçe, rızası içinde, Cenab-ı Hakk'a vuslat iştiyaklarını kalbimizde teksif ediyoruz. Bilâ-istisna bize fenalık edenleri Cenab-ı Hakk'a terk etmekle affetmek ve bilakis bize zulmeden o zalimler de dâhil olduğu halde, herkese iyilik etmek, Risale-i Nur talebelerinin kalplerine yerleşen bir şiar-ı İslâm olduğunu, biz istemeyerek ilan eden Hazret-i Allah'a hadsiz hudutsuz şükürler ediyoruz.
Çok kusurlu talebeniz Hüsrev..."

Asa-yı Musa, Bediüzzaman Said Nursî (Onuncu Mes'ele)Asa-yı Musa, Bediüzzaman Said Nursî (Onuncu Mes'ele)
Rûhefza Can, Ali Ulvi Kurucu'yu inceledi.
22 Nis 21:38 · Kitabı okudu · 6 günde · 9/10 puan

"Peygamber-i Zîşan'ın şekline, şeytan giremez. Her gören, kendisinin ameli ve Peygamber'e intisabı nisbetinde görür. Görülen Resul-i Ekrem'dir. Onu amelinize göre görürsünüz."
Kurucu'nun Efendimiz aleyhissalatü vesselamı gördüğü rüyaları beni çok etkiledi. O'na intisabı nispetinde defalarca görmesi bizlere ibrettir.

İbret dolu, hikmet dolu yaşantıları görüyoruz biz bu kitaplar silsilesinde. Her hatıra bir iz bırakıyor okuyucuda. Bilhassa Kur'an'ın hayatlarındaki yeri, Allah aşkları,
Peygamber efendimiz aleyhissalatü vesselama sevdaları her hatırada görülüyor... Dünyaya öyle dalmışız ki böyle kitaplar kendimize gelmemizi sağlıyor aslında. "UYAN... ALLAH'I AN... PEYGAMBER'E BAĞLAN..." diyor bir nevi.

Ali Ulvi Kurucu, hatıralarıyla Kur'an'ın daha doğrusu dinî neşriyatın (sadece İslamî!) yasaklandığı dönemlere ışık tutuyor. Dayanamayıp memleketi terk eyleyen, Mekke-Medine'ye hicret eden pek çok şahsın yaşadıklarına şahid oluyoruz. Pek çok alimi okuyoruz her satırda... Hasanül Benna, Seyyid Kutub, Bediüzzaman Said Nursi, Mehmed Zâhid Kotku, Tahir Büyükkörükçü, Mehmed Akif Ersoy, Abdurrahman Gürses, Sadeddin Kaynak, Nureddin Topçu bunlardan yalnızca birkaçı...

Rûhefza Can, bir alıntı ekledi.
12 Nis 17:11 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İki Obur
Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyururlar ki: Menhumâni lâ yeşbe'âni; iki obur vardır, bunlar doyma bilmezler...

Men humâ; kimlerdir bu iki obur, ya Rasulallah? diye sorulunca, Nebiyy-i Zîşan Efendimiz şu cevabı veriyorlar:

Tâlibu ilmin ve tâlibu mâlin... Hoca kitaba doymaz, zengin mala doymaz...

Ali Ulvi Kurucu, M. Ertuğrul Düzdağ (Sayfa 197)Ali Ulvi Kurucu, M. Ertuğrul Düzdağ (Sayfa 197)
Rûhefza Can, bir alıntı ekledi.
12 Nis 16:18 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ölçüyü Sağlam Tutmak
"Oğlum, her şeyden önce İslam'ı bilmek, bildiği ile amel etmek, yaptığı ameli de Allah rızası için yapmak lazımdır... Peygamber-i Zişan'ın yirmi üç senelik cihadı bütün hayatıdır. Aile hayatını, ev hayatını, cemiyet hayatını yaşayarak sahabilerine ve bize göstermiştir... Bunları iyi bilmek, ölçüyü sağlam tutmak lazımdır..."

Ali Ulvi Kurucu, M. Ertuğrul Düzdağ (Sayfa 164)Ali Ulvi Kurucu, M. Ertuğrul Düzdağ (Sayfa 164)
Rûhefza Can, bir alıntı ekledi.
12 Nis 16:17 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Arabistan'da "Sabr et, sabr et" yerine "Salli ale'n-Nebî!" Peygamber-i Zişan'a salavat getir, derler.

Ali Ulvi Kurucu, M. Ertuğrul Düzdağ (Sayfa 138)Ali Ulvi Kurucu, M. Ertuğrul Düzdağ (Sayfa 138)