İllâ aynı hayat görüşünü paylaştığınız insanlarla dost olacaksınız diye bir kural yoktur. Ben her dostumun hayat görüşünü paylaşmam ama görüşlerinden faydalanırım.
Beyninize yeni bir kapı açacak, size bir değer katacak insanla bir araya geldiğinizde bir şey öğrenebilirsiniz; bir şey düşünürsünüz; yeni bir yere bakmaya başlarsınız. Düşünceniz yeni bir boyut kazanır, yaşamınıza farklı bir bakış açısı eklenir
Bunca yıldan, bunca tavsiyeden çıkardığım kanaat şudur: Özel hayatınızla ilgili kimseyi dinlemeyeceksiniz! Anneniz babanız dahil. Zaten böyle ağır konularda onlarda reaksiyon da olur. Dinlemeyeceksiniz. Elbette, “Her şeye, her söze kulağınızı tıkayın,” da demiyorum. Ben sadece, “Kendi yolunuzu kendiniz çizmeye çalışın,” diye tavsiye ediyorum.
Ne demişler; “Eğer gençler bilse, ihtiyarlar yapabilse.” Bu sözün anlamı da işte bu bağlamda ortaya çıkıyor. Demek ki belli bir şeyi yapabilecek olanların, onunaryık yapamayan ama şüphesiz çok bilenlerden öğrenmesi gereken konular vardır. Bu sayede ortaya güzel eserler çıkar. Yani yaşlı öğretmenlerden ve yaşlı insanlardan, ileri yaş grubundan pek çok şeyi dinlemeniz öğrenmeniz gerekiyor. Aslında gençlerde de bu yönde tabii bir eğilim vardır. İleri yaşla temas kurmak isterler. Nitekim her zaman kendi akranlarınızla buluşursanız, çok şey kazanamazsınız. Tecrübelileri de dinlemeniz gerekir.