O dönemde jet pilotu olmanın (argo tabiriyle) raconlarından biri, sarı kutulu "Yeni Harman" sigarası içmekti. Benim gibi daha önce sigara içme alışkanlığı olmayanlar bile filoya geldiklerinde bu raconun gereğine uyar ve en kısa zamanda , o yıllarda fiyatı en pahalı olan Yeni Harman sigarasının tüttürmeye başlardı.
Amerikalı pilot "Biz C-47 uçaklarını hizmet ömürlerinin sonuna geldiği için yıllar önce servisten çıkarıp emekli ettik. Şimdi bu C-47'leri ancak müzelerde görebiliyoruz. Siz bu uçakları nasıl uçurabiliyorsunuz ?"deyince,
Bende kendisine : "Biz bu uçakları çok tecrübeli ve yetenekli mühendislerimiz, ikmalci ve bakımcı personelimiz sayesinde uçuruyoruz" şeklinde bir cevap verdiğimi hatırlıyorum.
Ve Enver Paşa o zaman birdenbire ayağa kalkarak, senelerden beri taklide özendiğini söyledikleri Napolyon’un Waterloo’da aradığı kurşunu arar gibi, göğsünü Ruslara çevirerek yürümeye başladı ve hayatında Napolyon’un hiçbir hüsn-i taliine uğramayan Enver Paşa, bu sefer ondan mesut çıktı. Enver Paşa düşman hatlarına yürümeye başlayınca bir makineli tüfek sesi duyuldu, biri kalbine olmak üzere Enve Paşa’ya beş kurşun isabet etti ve bî-ruh (cansız) yere düştü.