Yine de tüm bu kargaşanın ortasında bir çift âşığın bakışlarının arzuyla buluştuklarına tanık oluruz. Peki neden bu kadar gizli, sinsice ve çekingendir? Çünkü bu iki âşık çok geçmeden sona erecek tüm bu sefalet ve kargaşanın devam etmesi doğrultusunda gizlice mücadele eden birer hainlerdir.
Yaşama iradesinin reddi ise ancak bireyin türün gövdesinden ayrılması ve onun içinde var olmaktan feragat etmesi sayesinde ondan kurtulabilir. Bu safhadan sonra ona neler olacağına yönelik veri ve tecrübelerden yoksun olmamızdan dolayı onun hakkında da bir fikre malik değiliz. Biz onu yalnız yaşama iradesi özgürlüğüne sahip ya da bu özgürlüğe sahip olmayan olarak tasvir edebiliriz. Budizm, bu ikinci durumu Nirvana sözcüğü ile ifade etmiştir. Bu haliyle ise her türden insani bilgi için erişilmez kalacak bir konudur.
Öyleyse bu bir yaşama iradesidir ve tam olarak hem yaşamı hem de sürekliliği yoğun bir şekilde arzulayarak ölüme karşı, ondan etkilenmeden direnç kazanmıştır.
Öyleyse neden bir âşık sevdiğinin her bakışı ve her davranışına kendi hayatını adar ve onun için her türlü fedakârlığı yapmaya hazırdır?
Çünkü onun metafiziksel olarak ölümsüz kısmı o kadını arzulamaktır. Geriye kalan her şeyi arzulayan ise onun ölümlü tarafıdır.
Şayet bu ilgi güçlü ve azimli bir nitelikte olduğu takdirde, insanın şahsiyeti ile alakalı olan her şey bir kenara konmakta ve onun uğruna kurban edilmektedir.