Anladım ki sen de herkes gibiymişsin. Senin gerçekten farklı ve özel biri olduğunu düşünmüştüm ama anladım ki sen de herkes gibiymişsin. Bana bakarken parlayan gözlerin, beni herkesten farklı hissettiren içten sarılışların, sanki ben bu dünyadaki en değerli varlıkmışım gibi bana sarf ettiğin cümleler, hepsinin de sahte olabileceğini kim bilebilirdi ki... Bu davranışların, bakışların, sevişlerin... Hepsi gerçek olamayacak kadar güzel hissettirirdi bana. Sahiden de gerçek değilmiş. Ve biliyor musun? Çevremdekiler hep söylerdi ‘O sana göre değil! Seni terk edecek. İnanma, kanma iki güzel sözüne..’ diye. Ben hep sana inanmayı seçtim. Yaptığın her şeyin bir nedeni olduğunu düşündüm hep. Sana güvenmekten hiçbir zaman vazgeçmedim. Aşık gibiydin, bana her şeyinmişim gibi bakardın hep. Ne oldu sana? Ben miyim her şeye bu kadar anlam yükleyen, sen misin önüne gelene sevdiğini söyleyen? Peki şu an neden elimde kalem, bu notu yazıyorum? Çünkü sen sözlerini unutsan bile benim senin için verdiğim bir sözüm vardı: ‘Eğer ki sevgilim biz ayrılırsak, öleceğim günün tarihi çoktan belli olmuş demektir.’ Bunu yalnızca senin içinyapmıyorum asla. Dayanamadığım fazla acım var artık. Ruhum alışkın değil yalnızlığa. Diğer yarısının olmadığı her gün hıçkırıklara boğuluyor. Ben bu boğuk boğuk iç çekişler ile hayatıma devam edemem. Çünkü ruhumun ağladığı her gün bedenimdeki her bir uzvumu da akan gözyaşlarımla kaybediyorum. Yani anlayacağın o ki; yaşama dair hiçbir umudum yok artık. Ve sen, eğer ölmemi istemeseydin bana bu sözü verdirtmezdin. Kızamıyorum da sana, haklısın ben de ölmek istiyorum sonuçta. Çekip gitsen bile hayatımın en yaşam dolu yıllarını bana verdiğin için teşekkürler. Mektubumun sonuna geldik galiba? Bu senin eline ne zaman geçer bilmiyorum, ölmüş olmam ne kadar umurunda olur onu