• . Zor zamanlardan geçiyor dünya. Bir insanlık sınavından geçiyor insan. Yu Hua'nın "Yaşamak" kitabında şöyle bir söz yazıyor: "Bir felaketten kurtulunca ardından güzel günler gelir." Belki de yazar haklıdır sevgili okur. Belki de güzel günler epey yakındır..

    Iyi geceler hala güzelliğe inanan ruhlara.Her nerde nefes aliyorlarsa...
  • ♪O zor günler solan güller eskidendi, geçti♪
  • ...Bir yığın insan tanıdım ama hep yalnızdım.

    Didem Madak, okumadıysanız çok şey kaybetmişsinizdir ama okuyorsanız da (ve hatta sürekli) daha çok şey kaybetmişsinizdir...

    Didem Madak, şiirlerini anlamak için hayat hikayesini okumanız yeterli ne yaşadıysa bir ‘acıklı sözler kraliçesi’ olarak acılarını , grapon kağıtlarıyla bize süslemiştir...

    Bu kitap da ilk yazdığı şiir kitabıdır.

    Her şiiri yaşanmış puslu,gri, sisli anılardır.

    Hatta bir dizesinde yine der:

    ‘Bıkmıştım zor geçen kışlarımı anlatmaktan...’

    Acılı dizelerdeki yersiz soruları bazen ağlatır:

    ‘Kalbim neden isli bir şehir?
    Kalbim!
    Neden ben?
    Bir tek aşk sözü söylememiş gibiyim.’

    Bazense...

    Neyse, hayat hikayesi diyorduk demi 13 yaşında annesini kaybediyor adı ‘Füsun’ve bütün acılarının adı oluyor bu isim çoğu zaman...

    Annesizliğin şair ettiği yazar :

    ‘Beni anneme götürsün bindiğim bütün taksiler.’

    Götürsün be Didem, bizi de götürsün,sen de gel...
    Ama gel gör ki:

    ‘Hayatımızın üstünde imkansız kuşlar uçuyor.’

    Yine bir dizesinde diyor ki:

    ‘Neşeli bir şehre benzerdi senin sesin.
    Bazen ölmek istiyorum ,
    Beni yeniden doğurman için
    İri, ekşi bir vişne tanesi gibi.’

    Tabi baba evlenir,babayada sitemli sözler eder yine dizelerinde:

    ‘Yaşasaydın, hayatının ortasına
    Güller yığan bir adam olsun isterdim babam...
    Erken öleceğini biliyordum bana bırakmak için,
    Bu acımasız ölü anne sesini...
    Artık bütün üzgün oluşlarımın adı: ANNE! ‘

    Bu dizeleri yazarken ne bilebilirdi ki annesinden miras kalan annesizliği üç yaşındaki kızı Füsun’a bırakıp gideceğini...

    Şükrü ERBAŞ’ın da dediği gibi ‘Sözü yasaklamalı ömür hanım...’

    Sonra Hukuk Fakültesi’ne başlar.Üvey anne ve babasıyla yaşadığı evden ayrılamak istediği için kendince bir yöntem bulur ve birinci sınıfta tanıştığı biriyle evlenir .Evden ayrılır,okulu bırakır.
    Hatta bir sohbetinde şöyle der kaçan ilk şehirli kızdım.
    İlk evden kaçtığında yedi yaşındaymış annesi dövmüş bu dayak ona on sekiz yıl yetmiş sonra yine kaçmıştır.

    Tabi mutsuz evlilik ve gidenler hayatının yıkık dökük merdiveninden..

    ‘Gül tutan bir adam aradım yıllarca
    Rakamlar büyür, şehir küçülürdü.
    Vazgeçtim, vazgeçtim sonra...’

    Oysa ne çok sevmişti.
    Enginarlar alacak kadar ama sonra...

    'Seni sevince pazara çıktım sevinçten
    Enginar aldım "süper enginarlar" diye bağıran adamdan
    Bu "süper" oluşta canımı acıtan bir şeyler vardı.
    Canımın acısıydın.
    Sonra gittin.
    Birlikte kışlıkları naftalinleyecektik.
    Söz vermiştim unutmayacaktım gözlerini
    Sonra gittin.
    Çocuk oldum bir daha, ağladım.
    Kaç şiir, kaç kere sular altında kaldı.'

    Sonra gitti tıpkı diğerleri gibi ve Didem’e kalan bodrum katında çeşitli işlerde çalıştığı bir yaşam...

    Kısacası yine bir dizesinde dediği gibi,

    ‘Günler külkedisi akşamları kömür yakıyoruz’

    Bodrum katında yaşadığı tüm zorlukları anlatır şiirlerinde.
    Bir söyleşide ‘Rutubete dayanıldığı sürece şiir yazmak için çok iyi yerler.’ Diye bahseder bodrum katından.

    Zor yıllar ...

    Kendini bulmak için pardesülere bürünmüştür,kitap okumuştur.Bu dönemde tasavvufla da ilgilenmiştir.
    Hatta kardeşi bu dönem için şöyle der ‘Ablam o dönemden inanarak kurtuldu.’

    İnanç hem nurdur hem de kuvvet...

    Bu durumu şiirlerine şöyle yansıtır:

    ‘Allah benim çaresizliğimdi
    Artık konuşabileceğim kimsem kalmadığı için konuştuğumdu.’

    Bir süre sonra eşi Timur ile evlenir ve 3 yıl sonra kızı Füsun’u dünyaya getirir.
    Kızının doğumundan sonra şiir yazmayan Madak 24 Temmuz 2011' de bu anne yokluğunu kızına bırakarak,Füsunlarına doyamadan hayata veda eder.
    Ruhu şad olsun.
    Mekanı cennet olsun...

    Kimileri yeryüzüne gömülür kimileri gökyüzüne...

    Didem Madak gökyüzünün en çok parlayan ve parlayacak yıldızlarından biri...

    Giderken kızına şöyle demiştir:

    Canım kızım,ben cehaletimden şair oldum...
    Annesizlikten.
    Sen sakın şair olma!

    Çünkü bilir şairlerin acılarını yazdığını...
  • Zor zamanlardan geçiyor dünya. Bir insanlık sınavından geçiyor insan. Yu Hua'nın "Yaşamak" kitabında şöyle bir söz yazıyor: "Bir felaketten kurtulunca ardından güzel günler gelir." Belki de yazar haklıdır sevgili okur. Belki de güzel günler epey yakındır. Var olsun yaşamak, var olsun insan gibi yaşamak, siz de var olun.
  • Müslüman!
    Ümmet zor günler yaşarken de, “Buhari-i Şerifin Sahihliği”ni tartışanlara, “Siz bilim adamı değil, ancak iplerinizi ellerine verdiğiniz Batılı Efendilerinizin köleleri olabilirsiniz.” diyerek ihanet mührünü vur ki, kardeşlerin mürşid diye deccallerin peşinden gitmesin.
  • Öyle günler var ki, gördüğüm her şey bana onlarca anlam yüklüymüş gibi geliyor: Başkalarına aktarmamın, tanımlamamın, sözlüklere dökmemin zor olacağı iletiler salt bu nedenle son derece önemli. Hem beni hem dünyayı ilgilendiren uyarılar veya belirtiler bunlar: Benden yana, varlığımın dış olayları değil içimde, ta derinlerde olup bitenler; dünyadan yana ise özellikle tek bir olay değil, genel olarak her şeyin varoluş hali söz konusu.
    Italo Calvino
    Sayfa 65 - Yapı Kredi Yayınları
  • O zor günler, solan güller eskidendi geçti