“Biliyorum elbet, insan geçmişte ve oraya ait kişilerde en çok kendi masumiyetini arar. Fakat benim yaşlarımda masumiyet çoktan kalkmış bir tren gibidir. Ayrıldığı perona bir daha hiç dönmeyebilir. Yine de bekleriz, ararız, bulmayı umarız. Acılar içinde geçmiş dahi olsa maziyi yüceltip durmamız, ha bire fotoğraf albümlerini karıştırmamız, eski şarkılardan, eski filmlerden, eski dostlardan ve eski sevgililerden medet ummamız hep bundandır. “
“İnsan hep bir gün çok mutlu olacağına inanır. Şimdi değildir, henüz değildir ama bir gün muhakkak, hak edilen o mutluluk gelip kendisini bulacaktır. Gelecekte muğlak bir takvim yaprağına mühürlenmiş o günü, ufak tefek engellerin ayak altından çekileceği münasip bir zamana erteler durur insan. Okulu bitirince, işe girince, evlenince, çocuklar büyüyünce … Sonra genellikle o gün gelemeden de ölür. “