Bir kere bile karşılaşmaz mı insan?
Karşılaşmadık
Ben İstanbul'da sokakta
Zuhal Olcay'la, Nazan Öncel'le bile karşılaştım ama onunla karşılaşmadım.

Beni Onlara Verme / Tarık Tufan.

Bir kere bile karşılaşmaz mı insan? Karşılaşmadık. Ben İstanbul'da sokakta Zuhal Olcay'la, Nazan Öncel'le bile karşılaştım ama onunla karşılaşmadım.

Beni Onlara Verme / Tarık Tufan

salih, Beni Onlara Verme'yi inceledi.
06 Ara 2017 · Kitabı okudu · 3 günde

Yıl 2014 olması lazım İstanbul Tüyap kitap fuarında Tarık Tufan'a kitap imzalatmak için 45 dakika sırada bekledim. İmza sırasında beklerken, bir huyum vardır, imzalatacağım kitabı okumaya başlarım, sıra geldiğinde kaldığım sayfayı imzalatırım. Yine sıra geldiğinde kaldığım sayfayı koydum masasına aramızda şöyle bir konuşma geçti;
T.T: Neden bu sayfayı imzalatıyorsun?
Ben: Sırada beklerken buraya kadar okudum. İmza için ne kadar beklediğimi unutmamak için.
T.T: Dimi, sıra baya uzun sağolsunlar
Ben: Sıra uzunluğundan değilde, herkesle fotoğraf çekilip, sohbet ediyorsunuz o yüzden bekledik bu kadar.
Dedim ve Tarık Tufan'ın yüzü düştü, alındı, sustu. Ben de dedim içimden, ünlü kaprisi eleştiriye gelemiyor. Ama şimdi okudukça anlıyorum o günkü kapris değildi muhtemelen, üzdük adamı. Bir insan bu kadar hüzünlü, karamsar, pesimist olabilir mi yahu? Tamam bizde hüzünlüyüz, olumsuzuz, mutsuzuz, ama Tarık Tufan başka adamın bütün kitapları böyle. Arkadaş bir kitap düşünün içinde küçük küçük bir sürü hikaye var (her biri güzel bir roman olabilecek konular) ama hepsi kötü sonla bitiyor. Ne yapıyorsun abi Emre Aydın dinleyerek, Zuhal Olcay fotoğrafına bakarak, Yeditepe İstanbul izleyerek mi yazıyorsun. Bu ne kasvet, ne yaşadın sen Allah aşkına. Olurda bir daha karşılaşırsak bu sefer laf sokmucam, sarılcam sana, sarılcam ve "abi s.ktir et çok şeyy yapma" dicem. Görüşmek üzere.

salih, bir alıntı ekledi.
05 Ara 2017 · Kitabı okudu · İnceledi

Zuhal Olcay candır, tek hayranı ben değilmişim
Bir sabah dükkanı açıp etrafı süpürdükten sonra bizim için ayrılan rızkı getirip önümüze bırakacak müşterileri beklerken kapıdan içeri Zuhal Olcay girdi. Kibarca gülümseyerek selam verip askılardaki penyeleri karıştırmaya başladı. Ben de gülümsemesine karşılık vermeye çalıştım ama aptal bir yüz ifadesinden fazlası olmadı. Gülümseyemedim. Yüzümün kasları tutuldu. Zuhal Olcay bu. Az evvel ağlamış kadın yüzü.

Beni Onlara Verme, Tarık Tufan (Sayfa 143 - Profil Kitap 1. Baskı 2017 Nisan)Beni Onlara Verme, Tarık Tufan (Sayfa 143 - Profil Kitap 1. Baskı 2017 Nisan)
salih, bir alıntı ekledi.
05 Ara 2017 · Kitabı okudu · İnceledi

Bir kere bile karşılaşmaz mı insan? Karşılaşmadık. Ben İstanbul'da sokakta Zuhal Olcay'la, Nazan Öncel'le bile karşılaştım ama onunla karşılaşmadım.

Beni Onlara Verme, Tarık Tufan (Sayfa 133 - Profil Kitap 1. Baskı 2017 Nisan)Beni Onlara Verme, Tarık Tufan (Sayfa 133 - Profil Kitap 1. Baskı 2017 Nisan)

Iç yolculuk...
Iç yolculuğuma dönmeliyim biraz da...
Gerçek dünya yeterince ürkütücü,gergin,acımasız,duyarsız ve güvensiz.
Koca bir denizin ortasında küreksiz bir kayıkla karayı bulmayı çabalamak kadar yorucu ve yıpratıcı bu.Içime sığamayan iç sesim huzursuzca sesleniyor bana ;Hey ,sana söylüyorum.kulak ver artık bana.Neden insanları tanımadan onlara payeler verip kendini şaşırtıp utandırıyorsun.?
Zifiri kara gecelerde derin hüzünlere bırakıyorken üstelik en sevdiklerin.Acı çekmeyi hak etmiyorsun,kör müsün ? Seni üzmelerine alışmak ya da insanların uyguladığı yaptırımlar ve kurallarla yaşamak zorunda değilsin.Zırvalıklarıyla kalbini yoran insanlardan uzak dur,kalbinin samimiyetini kimseye açma.
Nerede senin hayatın ?kime ödünç verdin ? Bir kuşun kanadından yolladığın selâmların,sevgilerin nerede ?Kendinden vazgeçmiş olamazsın.Bu bedenine,gözlerine asılı duran düş kırıklıklarında kimlerin payı var çok iyi biliyorsun.Halâ endişe ediyorsun onlar için seni tek bir kelâmla kırabildikleri halde ...Bak yordun beni de artık !Sürekli çatışma halindeyiz ikimiz.
"Biliyorum iç sesim,hepsini bunların.Ne desen hakkın var dahası.Bunca aldanışı ikimiz de hak etmedik.Iyi insanların varlıklarıyla aydınlanmalıydı sönmüş bir deniz feneri gibi bakan gözbebeklerim.
Yaşlı bir filozof gibi benim yoluma ışık tutmak için gösterdiğin çaba ve özveri takdire şayan.
Korkarım ki Yüreğim buz tutmuş akmayan ırmaklara dönene kadar acı çektireceğim O'na...Bunca konferans için sana sonsuz Teşekkürler iç sesim.(Seni susturmak için epey enerji harcayıp bir türlü susturamadığım zamanlar hariç :) Sana küçük bir sır vereyim mi ?
Içimin denize bakan Odalarının pencereleri sürgülü.
Deniz kokusunu özledim oysa ..Genzimi yakan tuzlu suyun keskin tadını özledim bir de.Bıraksınlar beni denizin en koyusuna.Boğulmaya razıyım.Cesedimi aramasınlar.iyi bir ziyafet çeksin balıklar.Vasiyetimdir.Bir mezarım olmasın,bir mezar taşım da...Bir anımsayıp yadedenim olsun ardımda,o yeter bana.Zuhal olcay şarkısının sözleri gibi; Gece'nin öteki yüzüne söylenecek sözlerimiz hep vardı dediği sözlerimi,hislerimi seninle paylaştım yine...
Üzülme iç sesim,Şu an bu cümleleri kurmaktan ben de hoşnut değilim.Ama tüm hücrelerime ve kılcal damarlarıma kadar böyle hissediyorum.Ruhumu sıkıştıran dev mengenelerden kurtulmanın yollarını da arayıp bulamayacak kadar yorgunum.
Iç sesim şimdilik beni rahat bırak da bir kaç mısra şiir yazayım.Yarın kaldığın yerden devam edersin ne de olsa...


Melek Kapılar / Karalama

Cem Karaca ~Sevda Kuşun Kanadında~
Dağ başında rastladım aksakallı birisine
Bin yıllık bir halıya bin yıldan beri
Bağdaş kurmuş bir çınar gibiydi
Sordum ona "Aşk ne ustam hayatın sırrı ne?
Tepeden tırnağa aşığım ben
Ve koskoca bir hayat var önümde"
Sevda kuşun kanadında
Ürkütürsen tutamazsın
Ökse ile sapanla vurursun da saramazsın
Hayat sırrının suyunu
Çeşmelerden bulamazsın
Ansızın bir deli çaydan içersin de kanamazsın.

https://www.youtube.com/watch?v=zoBbLu9e9yM
~Zuhal Olcay~ Kadıköy Sahne