"Ne aptalım ben!"dedi Rosemary.
"Ne bakımdan?"
"Çünkü senden hoşlanıyorum."
"Benden hoşlanıyor musun?"
"Elbette.Biliyorsun hoşlandığımı.Sana hayranım.Aptallık işte."
"Öyleyse karanlık bir yere gidelim.Seni öpmek istiyorum."
"Tıraş bile olmamış bir erkek tarafından öpülmek ha!"
"Eh, senin için yeni bir deneyim olur,fena mı?"
"Hayır,olmaz Gordon.Seni iki yıldır tanıyan biri olarak..."
"Hayat yaşamaya değer değil mi Gordon?"
"Bazen."
"Biraz daha sık buluşabilseydik!Bazen haftalarca görmüyorum seni."
"Biliyorum.Berbat.Yalnız akşamlarımdan ne kadar nefret ettiğimi bilsen!"
"Şu anda kötü bir anı yaşıyoruz.Yeniden doğabilmek için ölmemiz gerek; ne demek istediğimi anladın umarım."
"Ölmesine pekâlâ ölüyoruz da,yeniden doğma işaretlerini göremiyorum ben"
Gordon ufak tefek,kılıksız hali,solgun yüzü ve dağınık saçlarıyla kendine yol açarak ilerliyordu.Kalabalık yanından kayıp gidiyordu.Kendisi insanlara, başkaları da ona çarpmamaya özen gösteriyordu.Londra geceleri korkunçtu; soğuk bir yandan,kimsenin kimseyi tanımaması bir yandan... Yedi milyon insan bir akvaryumdaki balıklar gibi birbirlerinin varlığından neredeyse habersiz,birbirlerine dokunmamaya çabalayarak ileri geri kayıyor.