Öncelikle kitabın yazarı Büşra Sanay'a ve katkısı olan herkese teşekkürlerimi iletiyorum. Toplumumuzun kanayan yaralarından biri olan ensesti anlatan, bu konuyu derinlemesine işleyen çok önemli bir kaynak. Ne yazık ki ülkemizde böyle çalışmalar bulmak çok zor. Kitap alanında uzman kişilerin röportajlarından ve mağdurların hikayelerinden oluşuyor. Bunlara hikaye demek de boğazımda bir yumru oluşturuyor açıkçası. Onca acı, yaşanmışlık var satırlarda...
Toplumumuzun tabuları var ve bu tabuların bizi her geçen gün daha da geriye götürdüğünü fark etmiyoruz. Konuşmayı çok seven bir milletiz değil mi? Etrafımızda gördüklerimize, duyduklarımıza, ''aman o öyle demiş'' , ''aman şunu şunla görmüşler'' , "aman öyle olmuş, aman böyle olmuş". Ama bunlardan da kendimizi sorumlu tutmayız hiç. Ne varmış canım, değil mi? Ama konu duymayı kabullenmediğimiz, duyup görmezden geldiğimiz gerçeklere gelince herkes sessiz, herkes lâl... Bize dokunmayan yılan bin yıl yaşasın deyip kapısını, penceresini örtüyor, o acı çığlıklara, daha küçücük yavrulara kulaklarımızı tıkıyoruz.
Toplumdan bahsettim çünkü bunu yapan sapkınların hiçbir hükmü yok gözümde. Ve bunu bile bile sessiz kalan yakınlarının. Aile kavramı da kutsaldır değil mi bizde? Ha bir de namus! Sözde tabii. Dile pelesenk olmuş iki çift kelimeden ibaret bu da. Ve ne yazık ki dışarıya karşı kullandığımız bu kavramların bazı 'insanlar' için kendi çocuğuna,ailesinden birine karşı hiç de önemi yok. Zaten öyle değil midir? Etrafa iyi, efendi, masum, 'namusunu gözetir' gözükenlerin aslında içinde nasıl bir canavar olduklarını çokça duymadık mı?
Bu arada duymak demişken son zamanlarda daha çok duyduğumuz, hatta duyduğumuz da demeyelim çünkü medya bunları sevmez, magazin sever onlar da, gerçekleri görmek istemez, tıpkı toplum gibi o yüzden