Rus edebiyatındaki ruh tahlilleri öyle güzel işleniyor ki usulca okuru kendine bağlıyor. Kitabı okurken Oblomov karakterini analiz etmeden duramadım. Oblomov, üşengeç, ertelemeciliğin ve öğrenilmiş çaresizliğin piri, özgüveni desen yerlerde, maladaptive daydreaming dibini vuran ve depresyondan muzdarip bir karakterdi.Rüya bölümünde karakterin neden böyle olduğu aslında okuyucu için ipucuydu. Aşırı korumacı bir ailede büyüyüp el üstünde elini bir işe değdirmeden yaşadığından yetişkin oluncada bu durum devam etmiş. Okurken karaktere çok kızıyorsun fakat bir yandan da uşağı ve en iyi arkadaşı gibi onu sevmeden duramıyorsun. Çünkü kendi içinde merhametli ve iyi yürekli bir karakter. Ştols karakteri ile bir madalyonun iki ayrı yüzü gibiler. Ştols,çalışmanın insanı ne kadar dinç tuttuğuna, ruh haline iyi geldiğine en iyi örnekti. Çünkü ne demiş atalarımız,işleyen demir pas tutmaz. Ştols dost gibi dosttu ayrıca. Sadece bir yerde; Olga'ya yaşadığının aşk olmadığını dediği kısımda sinir bozucuydu bence.Her insan biraz bencildir nihayetinde ve kimse mükemmel değildir. Velhasıl Stolş sonuna kadar elinden geleni yapan vefâkâr biriydi. Kitabı çok beğendim ve Suç ve Ceza ile birlikte en sevdiğim Rus edebiyatı romanı oldu.