Zeynep

Zeynep
@zynp1409
İstanbul
İstanbul, 14 Eylül
126 okur puanı
Kasım 2022 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
araştırmalar insanların sosyal ortamlarda gülme olasılıklarının yalnız olduklarından otuz kat daha fazla olduğunu göstermiştir. Nitröz oksit, yani güldürücü gaz bile yalnızken alındığında potansiyelinin çoğunu kaybeder. Kahkaha, insanlar birbirleriyle rahat olduklarında ortaya çıkar ve kahkaha arttıkça, grup içinde daha fazla bağ kuruldukça, kahkahanın "bulaşıcı" olduğuna dair eski deyiş haklı çıkar. Eğer bir "bağ kurma-kahkaha- daha fazla bağ kurma" geri bildirim döngüsü varsa, bu şimdiye kadar kanıtlanmış en tuhaf bulaşıcı kahkaha olayını açıklayabilir: 1962'de Tanganika'daki kız öğrenciler arasındaki kahkaha salgını tam altı ay sürmüş ve yetkililer maratonu sona erdirmek için grubu ayırmak, hatta okulları kapatmak zorunda kalmıştır.
Sayfa 296·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Saldırgan insanlar çoğu zaman etkin olmayan frontal loplara sahiptir, bunlar beynin dürtüsel eylemini kısıtlayan ve bilgeliği sağlayan bölgelerdir, doğru veya aktif olarak yeterli şekilde çalışmadığında öfke duyguları engellenmeyecektir. Bu sonuca ilişkin kısmi kanıtlar öfkeli, yıkıcı davranışlarla nitelendirilen antisosyal kişilik bozukluğu olan kişilerde düşük frontal lop aktivitesi olduğuna dair bulgularla sağlanır.
Sayfa 285·Kitabı okudu
Alıntı
Son araştırmalar, beyinde anksiyetinin nasıl işlediğini göstermeye başlamıştır. Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü araştırmacısı Dennis Murphy ve bazı meslektaşları bir "kaygı geni"ni tanımlamıştır. Beş yüz kişilik bir çalışmada, beyindeki serotonin seviyesini etkileyen bir gende bir fark bulmuşlardır. Serotonin, beynin freni ve polisidir: Beynin korku ya da endişe yüzünden kontrolden çıkmasını engeller. Hayatta kalacağımıza kendimizi ikna etmemize yardımcı olan ve ruh halimizi ve öz güvenimizi artıran sakinleştirici bir etkiye sahiptir. Deney katılımcılarının, beyinlerinde daha fazla serotonini teşvik eden genin daha uzun formuna sahip olan %30'unda düşük kaygı seviyeleri varken, genin daha kısa formuna sahip olan %70'inin daha yüksek kaygı düzeyine sahip olduğu bulunmuştur.
Sayfa 283·Kitabı okudu
Alıntı
İngilizcede duygu anlamına gelen "e-motion" kelimesi, Latincede hareket etmek anlamına gelen movere(İngilizcede to move) kelimesinden türemiştir. Duyguların dışa dönük bir hareket, en önemli içsel durumlarımızı ve ihtiyaçlarımızı iletmenin bir yolu olduğunu anlamak önemlidir.
Sayfa 273·Kitabı okudu
Alıntı