İnsan beyninin uzun süreli bellek alanı olan hipokampus üç yaşımıza gelene kadar olgunlaşmadığından, "ilk yıllarımıza ait anılarımızın" çoğunun gerçek olmaması mümkün. Rahimde olduğu zamanları ve doğumunu hatırladığını söyleyen insanlar büyük bir ihtimalle yanılıyor.
Uyku felci - ya da karabasan- ürkütücü, uykuya dalış ya da uyanış esnasında yaşanan ve dakikalarca sürebilen bir durumdur. Uyku felci yaşayan kişiler kendilerini aynı anda hem uyanık hem de rüya görür halde bulurlar ve son derece rahatsız edici olabilen halüsinasyonlar görürler. Aynı zamanda bedenleri felç olmuş haldedir. Tasavvur ettikleri tehlikeden kaçmak için hareket edemezler ve bulundukları durumdan kendilerini kurtaramazlar.
Bu duruma getirilebilecek olan açıklamalardan biri, uyku döngüsü sırasında yaşanan aşama değişimlerinin bizi bazen uyanma haline çok yakın bir mesafeye getirmesi olabilir. Bazı durumlarda aniden uyanıklık haline geçerken bir gecikme yaşanır ve omurilik "uykusundan" uyanamaz. Beyin de REM uykusundaymış gibi çalışmaya devam eder; yani çok yoğun sinyaller yollamaya devam eder. Sonuç olarak da uyku felci yaşayan kişiler kendilerini yataklarına mıhlanmış halde çeşitli korku verici hislerin tesiri altında bulurlar.
Frontal loblar iradenin kaynağı olmanın yanı sıra, algılarımızı ve kendimize dair farkındalığımızı tutarlı deneyimlere dönüştürmemizde de rol oynarlar. Başka bir deyişle, burası hayata bir anlam yüklediğimiz alandır. Depresyon hastası olan kişilerinin beyinlerinin bu bölgesindeki nöronların etkinliği düşüktür; buna bağlı olarak da bu insanlar genellikle hayatlarının bir anlam ya da gayeden yoksun olduğunu, parçalanmış ve amaçsız olduğunu söylerler. Bunun aksine, mani rahatsızlığı olan kişilerde ise bu alan çok aktiftir; bu insanlar dışarıdan gelen her uyarımı ve her içsel süreci olağanüstü anlama sahip ancak anlaşılamayan görkemli bir tasarıma bağlarlar.
Frontal lobların önemi, Londra'daki Wellcome Department Of Cognitive Neurology'de çalışan Chris Frith ve ekibi tarafından ortaya konmuştur. Normal deneklerden basit bir görevi yerine getirmeleri, belirli bir işitsel işaret verildiğinde belirli bir parmağı kaldırmaları istendi. Beklenebileceği gibi bu görevin gerçekleştirilmesi hem işitsel hem de motor kortekste etkinlik oluşmasına neden oldu. Fakat ardından Frith bu işleme, katılımcılardan sesi duyduklarında kaldıracakları parmağı kendilerinin seçmesini isteyerek yeni bir öğe kattı. Bir iradaye dayanan bu etkinlik gerçekleştirildiğinde frontal loblardaki belirli bir bölge - alnın hemen arkasında kalan prefrontal korteks- eyleme girdi.
O halde "irade" de diğerleri gibi, kullanıldıkça daha kuvvetli hale gelebilen ya da bir hasar gördüğünde kaybedilebilen bir beyin yetisidir.