"Gerçek mutluluk budur: hiçbir yükselme tutkun olmadan bütün o tutkulu olduğun yüksekliklere erişmişsin gibi köpekçesine çalışmak. İnsanlardan uzak yaşayıp onları sevmek ve onlara gereksinme duymamak..."
Aşılmaz ormanlar batmış, aradan milyonlarca yıl geçmişti; toprak, kendi çocuklarını çiğnemiş, sindirmiş, onları değiştirmişti. Ağaçlar kömürleşmiş, Zorba da gelip onu bulmuştu.
"Hayatım boşuna geçmiş," diye düşünüyordum; elimde olsa da bir sünger alıp bütün okuduklarımı, bütün görüp işittiklerimi silsem ve Zorba'nın okuluna girip büyük ve gerçek alfabeye başlasam!... Ruhumu tenle, tenimi de ruhla doldururdum; kısacası, içimde barıştırırdım bu yüzyıllık iki düşmanı...
Zorba'yı dinlerken dünya bakirliğinin tazelendiğini hissederdim. Görülmüş bütün günlük şeyler, Tanrı'nın elinden çıktıkları ilk günlerdeki parlaklığını alıyordu.