Bir keman ağlıyor gecenin en karanlık yerinde,
Telinde hasret, yayında sürgün…
Farjad çalıyor—ama neye?
Bir gülün solmuş gülüşüne mi,
Yoksa dönmeyen bir gemiye mi?
Zaman, paslanmış bir saat gibi durmuş,
Ne ileri, ne geri…
Sanki her nota bir yara,
Her ezgi eski bir yara kabuğu,
Kendiliğinden düşen…
İçimde bir şehir susmuş,
Tüm sokaklar karanlık,
Ve her köşede senin yokluğun üşüyor.
Bahar bile gelmekten utanır olmuş,
Çiçek açmıyor Golha’da…
Bir keman daha ne kadar ağlayabilir ki?
Bir insan ne kadar sessizce çöker?
Ve ne kadar sürer bir ülkeye duyulan özlem,
Geri dönülemeyecek kadar uzaksa eğer…
— Zeynep