Zeynep Bozkurt

Zeynep Bozkurt
@zynppss
Omnia Fui Nihil Expedit!
PR -
5 Şubat 1995
41 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
ATATÜRK'ÜN GENÇLİĞE HITABESİ
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak uzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, takruzaruret içinde harap ve bitap duşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Demiş Robert Green Shakespeare için
Şimdilerde zıpçıktı bir karga var. Bizim tüylerimizde kendini güzelleştiriyor. Bir oyuncunun derisinin içindeki kaplan kalbiyle kafiyesiz nâzımı en iyi oyun yazarları kadar ustalıkla yazabileceğini düşünüyor. Ve kendini ülkenin en eşsiz oyuncusu olarak görebilecek kadar da kibirli.
10 Kasım
Sonbahar Sanattır, diğerleri mevsim 🍂🍁🍂
Toksik İnsanlar ve En Zor İhtimaller
“Bazı insanlar sizi sevdiklerini söyler, ama aslında sizi kontrol etmeye çalışırlar. Sevgileri değil, sınırlarınız belirler özgürlüğünüzü.” Hayatın her döneminde toksik insanlarla karşılaşmamız mümkün. İş yerinde, sosyal çevremizde ya da sokakta… Ama en zor olanı, bu insanların bize en yakın olanlar çıkması. Kimi zaman ailemizden biri, kimi zaman eşimizin ailesinden biri… Ve işte tam da bu noktada, olay karmaşık bir hal alıyor. Bu gibi durumlarda insanın içinde karışık duygular uyanıyor. Çünkü bir yanda sevdiğiniz, hayat arkadaşı olarak benimsediğiniz kişi var — ona duyduğunuz saf sevgi, güven ve bağlılık… Öte yanda ise, onunla gelen başka bağlar: ailesi. Bazen kendinize şu soruyu sorarken buluyorsunuz kendinizi: “Beni gerçekten anlıyor mu? Beni ve yaşadıklarımı görebiliyor mu? Yanımda mı, yoksa ortada mı?” Bu sorular, özellikle toksik kişiliğe sahip kişi eşinizin annesi gibi çok yakın biri olduğunda daha da derinleşiyor. Kimi zaman bu kişiler size dostça yaklaşıyor gibi görünseler de, aslında içlerinde sizi kıskanabiliyorlar. Çünkü oğullarını artık bir eş olarak sizinle paylaşıyorlar. Siz, gençliğiniz, güzelliğiniz, başarınız ve çevrenizdeki insanlar tarafından sevilmenizle onun için bir “tehdit” olabiliyorsunuz. Belki de oğlunun sizinle olan bağını, kendi annelik rolüne karşı bir tehdit olarak algılıyor. Ve bu durumda, ne yaparsanız yapın gözlerine battığınızı hissediyorsunuz. İşte bu yüzden, her şeyin en başında çok basit gibi görünen ilişkiler zamanla karmaşıklaşabiliyor. Sevgiyle kurduğunuz yuva, dış etkenlerin gölgesinde sınanabiliyor. Ama unutulmamalı: Toksik davranışlar kimin tarafından gelirse gelsin, sağlıklı sınırlar çizilmediği sürece sizi tüketir. Ve sınırlar, bazen en sevdiklerimizle bile gerekir. “Bazen içini dökmek gerekir satırlara, hiç
Düşünce
Bunun adı “çaresizlik”
Sen yangın yerindesin, ama sana “ne güzel güneş var” diyormuş gibi davranıyor. Sen bağırıyorsun — o duymuyor. Sen anlatıyorsun — o anlamıyor. Sen susuyorsun — o hâlâ seni suçluyor ya da görmezden geliyor.