Ben ömrüm boyunca bir köpek olarak yaşamıştım ama artık kesin kararım, bir kediye dönüşmekti.Kedi olacaktım. Işte yazarım bilemediği en temel konulardan biri buydu. Artık hayatımda yaltaklanmalara, bağlanmalara,başkalarını kendine bağlama çabalarına,başımı okşatmaya sevgi ve sıcaklık ihtiyacı için de insanların bacaklarını sürünmeye,kuyruğumla birlikte tüylü kıçımı da sallayarak sevimli görünme gayretine hiç yer yoktu. Uzun zaman önce bırakmıştım bunları. Köpek olduğum yıllarda hepsini yapmıştım hem de fazla fazla; ama bu beni felaketi götürmüştü. Ölümün kıyısına gelmiştim,ölümün kıyısı ölümün kendisinden daha feci bir şeydir,bunu yaşayarak öğrendim. Bağlanmalar yüzünden aklımı kaçırmanın kıyısında dolaşmıştım uzun süre, içime karanlık yerleşmişti: bir türlü söküp atamadım,kussamadığım,çıkaramadığım bir koyu karanlık.Aşağı yukarı 1 ay süren kusma döneminde bile bu karanlığı boşaltalmamıştım.Hep içimdeydi o.Sigourney Weaver'in oynadığı filmdeki yaratık gibi bir gün karnımı yarıp dışarı çıkmasını bekliyordum ama bu hiç gerçekleşmiyordu.O dönemde yaşamayı unutmuştum sanki. Bunu birinin bana hatırlatması gerekiyordu."Nefes alman gerek" diye düşünmesem nefes almayacaktım. Bütün bunlar bir köpek gibi bağlanmam sevgi ve merhamet dilenmem yüzünden başıma gelmişti.İnsan denilen yaratıklara ilişkin düşüncelerimin yanlışlığı yüzünden.Dünyayı aydınlık ve sıcak, merhametli bir yer gibi düşünmem yüzünden.Bütün köpekler saftır zaten.
Oysa şimdi bir kediyim ben: uzak deneyimli soğukkanlı ve güçlü bir kedi.Eski Mısır'da,beni Hassan'da yapılmış üç yüz bin kedi mumyasından biriyim;Onlar kadar soğuk,onlar kadar güçlü ve mağrur.
Bölünmüş bir dünyada,sağduyulu kalmaya çalışan ve herhangi bir takıma girmeyen adama duyulan kuşku,sonunda o insanın çarmıha gerilmesiyle sonuçlanıyordu.