Bu yol, hızlı bir koşu değil, sabırlı bir yürüyüştür. Bazen iki adım ileri gidersin, bazen durup nefes alırsın. Yorulduğun, yönünü karıştırdığın anlar olur. Ama asıl mesele, kendine sırtını dönmemektir. İnsan kendine döndükçe, her seferinde biraz daha bütünleşir. Bir gün fark edersin; eskisi gibi dağılmıyorsundur. Çünkü kendini artık eski halinle değil, kabul ettiğin halinle taşıyorsundur.
İçinde biriken sözler, söylenmemiş cümleler, yutkunup geçilen anlar... Hepsi zamanla ruhun üzerine çöker. Bir noktadan sonra insan sadece susmayı değil, kendini duymamayı da öğrenir.