Alaska'nın Peşinde

7,9/10  (127 Oy) · 
416 okunma  · 
107 beğeni  · 
3.212 gösterim
İlk içki İlk şaka İlk dost İlk aşk son sözler

Bu harika öyküyü okuyan kızlar hüzünlenecek, erkekler Alaskanın vanilya ve sigara kokusunda aşkı, tutkuyu ve özlemi bulacak.
Kirkus

John Green çok etkileyici bir roman yazmış. Hayat, sevgi ve insan olmanın gizemleriyle dolu labirente balıklama dalıyor. Bu kitap hayatınıza dokunacak, o yüzden sakın oturarak okumayın! Ayağa kalkın ve Büyük Belkiye doğru bir adım atın.
K. L. Going, Michael L. Printz Onur Ödüllü Yazar

Hem komik hem hüzünlü, ilham veriyor ve meraklandırıyor. Bookpage

Muhteşem bir son bu kadar iyi bir kitaba yakışıyor. Philadelphia Enquirer

Sevimli ve fazla alçakgönüllü esprilerle dolu Yazar, Alaskanın karanlığını sevecen ve bir o kadar enerji dolu bir ışıkla aydınlatıyor. School Library Journal

Bu kitabı diğerlerinden ayıran, Miles Halterın zeki, öngörülü, acı dolu fakat güçlü sesi. Chicago Tribune

Miles Halter, ünlülerin son sözlerine bayılan sıradan bir gençtir. Evindeki güvenli hayata katlanamadığından François Rabelaisnin ölmeden hemen önce Büyük Belki olarak betimlediği bilinmezin ne olduğunu bulabilmek için yatılı okula yazılır. Onu Culver Creek Lisesinde, aralarında Alaska Young da olmak üzere pek çok şey beklemektedir. Zeki, komik, son derece seksi ama bir o kadar perişan halde olan Alaska, Milesı kendi labirentine sürükleyecek ve Büyük Belki arayışında ona yol gösterecektir.
Michael L. Printz Ödülüne layık görülen Alaskanın Peşinde, bir hayatın başka bir hayat üstünde ne kadar kalıcı izler bırakabildiğini muhteşem bir dille anlatıyor. Pek çok ödül sahibi John Greenin bestseller olan bu kitabı, çağdaş kurgu kitaplar arasında çığır açan yepyeni bir ses.

Holden Caulfieldın ruhu hayat bulmuş. Kliatt
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2012
  • Sayfa Sayısı:
    320
  • ISBN:
    9786055289942
  • Orijinal Adı:
    Looking for Alaska
  • Çeviri:
    Banu Talu
  • Yayınevi:
    Pegasus Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Eren 
10 Nis 19:41, Kitabı okudu, Puan vermedi

“Bir şeylerin parçalanmamasını dilemeyi bıraktığınızda, parçalandıklarında acı çekmeyi de bırakırsınız.”

Hepimiz gideceğiz, diyor John Green kitabında. Büyük Belki aramak için ölene kadar beklemek istemeyen sıradan bir gencin ve güzel, zeki ve arkasından insanları sürükleyebilecek kadar güçlü bir genç kızın hikayesi.
Alaska’nın Peşinde John Green’in ilk romanı. Kitap “önce” ve “sonra” diye bölümlere ayrılarak Miles Halter’ın yaşadıklarını anlatan bir roman. Büyük Belki’yi bulabilmek amacıyla ailesinden uzakta bir yatılı okula yazılan Miles’ın alışılmadık bir takıntısı var; ünlülerin son sözlerini okumak. Sadece Miles’ı anlatmıyor aslında kitap, Miles üzerinden gençlerin sorunlarını, sorularını bunlarla nasıl başa çıktıklarını, başa çıkamadıklarında yaşadıklarını başarılı bir biçimde aktarmış.

Okulda yasak olan her şeyi uyuşturucu, sigara, alkol, eşek şakalarını yapmayı seven lisenin haylaz denebilecek takımıyla dost olan Miles, kendi arayışında yepyeni deneyimler ediniyor. Yaşıtlarından çok farklı bir o kadar da aynı Alaska sayesinde aşık olmayı öğreniyor. Beklediğiniz gibi mutlu ya da mutsuz sona sahip bir aşk hikayesi değil. Ama yatılı okul bir süre sonra Miles için Alaska haline gelmeye başlıyor. Onun cümleleriyle sorularını soruyor, davranışlarıyla arıyor ve ilkleri deniyor. Ona labirentten çıkmak için o yokmuş gibi davranmak değil daha fazlasını aramak için riskler alması gerektiğini öğretiyor. Miles, “İnsanlar yağmur olsaydı, ben serpinti olurdum, o ise kasırga.” ile kendi cümleleriyle tanımlıyor Alaskayı. Ayrıca arkadaşları Albay, Takumi ve Lara da kitabın örgüsünün gençlerin gözünden gitmesine yardımcı olmuşlar. Fakir, çalışkan, farklı ve nihayetinde hepsi aynı grupta.

Kitapta kültür farkını hissedebiliyorsunuz. Lisede yaşadıkları deneyimin bizim kültürümüzde çok fazla yeri yok fakat Skins gibi dizileri izleyenlerin yabancılık çekeceğini sanmıyorum. Benim yorumuma gelince, John Green’i kalemini seviyorum. Meteforları kullanıp içinde yaşadığımız ama sormayı unuttuğumuz soruları sanki hep oradalarmış gibi işlemesi sanırım kitabın okunmasını sağlayan en büyük nedenlerden biri ve araya eklediği dramlar bizim gibi duygusal bir milleti kendine çekiyor. Tabii ki roman bazı yerlerde mükemmelliğe kaçmış ama bunun olması normal zira realist tarzda yazılmamış fakat ona çok yakın. Sevginin ve kırılganlığın ne kadar iç içe olduğunu gösteren roman, değişimlere karşı istikrarını koruyabilen fakat hiç beklemediğiniz anda küçük bir papatyayla bile dağılabilen köklü kararların dünyasını anlatan bir hikaye.
Ve sizi aklınızda bir soruyla bırakıveriyor.
“Umut etme sebebiniz nedir?”

Mona Roza 
15 Nis 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

"Acaba sonunda ne olacak?" diye merak etmekten kendimi alamadım. Çünkü John Green 'in tarzı gereği olsun, hiç beklemediğiniz bir şekilde bitiyor roman.

Yalnız, kitabın bazı bölümleri bana fazla cinsel içerikli geldi. Bence yazar anlatacağı konuyu daha yüzeysel ele alabilirdi.

Librarian 
29 Haz 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

Hakkında iyi kötü bir fikre sahip olduğumu düşündüğüm John Green'in bu romanını incelemeden, araştırmadan tamamen kitapsızlık sürecimde karambolde elime aldım. (Laf aramızda tembelliğimin boyutu o dereceydi ki kitabın aşk romanı olduğuna da kendi kendime kanaat getirip bir süre de o bekleyişle okudum durdum. Sanki adam mütemadiyen aşk romanı yazmak zorundaymış gibi.) Her neyse... Baktım akıcı ve sıkıcılıktan uzak okumaya devam edeyim bari dedim. Romanın kısaca özetine gelirsek;

Bulunduğu şehirde annesi, babası ve okulundan örülü yaşamında belirli bir akademik başarıyı düzenli olarak yakalayan kahramanımız Miles Halter, François Rabelais'nin ölmeden hemen önce "Büyük Belki" olarak tarfi ettiği bilinmezin ne olduğunu bulabilmek için yatılı okula yazılmaya karar verir. Sıska ve uzun boyu ile herhangi bir dalda kazanamadığı başarılarının ardından topluma tepki ya da kendini koruma adına geliştirdiği umarsızlıkla yeni yaşamına adım atar. Oda arkadaşı vesilesi ile hızlıca içine girdiği küçük grup, özel yaşamlarında kendilerine sakladıkları sorunlu sırları olan ama bir şekilde geliştirdikleri öz güvenleri ve akademik başarıları sayesinde okul yaşamında kendilerine yer edinmiş çocuklardan oluşmaktadır. Oda arkadaşı Albay ve komşuları Alaska Young'ın başı çektiği dört kişilik grup çok kısa bir zamanda sınırları dahilinde yakınlaşırlar.

Evet, romanın kısa özeti bu. Bu gençlik romanının nesi 8 puan etti derseniz her şey bu özetin ardından gelenlerle başlıyor işte.Romanın büyük bir kısmını aynen yukarıdaki yaklaşımla burun kıvırarak okuduğumu itiraf etmeliyim. "Sıradan, hatta benzerlerinin çokluğundan aşırı sıradanlaşmış Amerikan liseli edebiyatı" dedim. John Green'in yazım üslubunda allayıp pullamadan başardığı sade vurguna bayıldım öncelikle. Romanın belirli bir noktasına değin geri sayım yapıldıktan sonra ardından da günler ileri gitmeye başlıyor. Anlayacağınız üzere o "Sıfır" noktasında Tıknaz lakabı alan Miles ve arkadaşları yaşamlarının dönüm noktasını oluşturacak bir deneyim yaşıyorlar. Her birinin kendi içinde aşmaya, devam eden yaşamlarına yedirmeye, ve anlamlandırmaya çalışacakları bu deneyimin ardından yaşananlar o denli güzel işlenmişti ki o noktadan sonra o çocuklardan birisi gibi hissetmeden romanı okumaya devam edemez hale geldim. Bu süreç içinde en can alıcı karakterin din tarihi dersi öğretmenleri olduğunu düşünüyorum. Ölüm eşiğinde olan bu öğretmenin verdiği dersin önemini özümseyişi, bu inancı öğrencilerine sunuşundaki incelik ve yücelik, herhangi bir inanışı öne çıkarmadan tüm dinleri ruhani boyutta takdim ediş usulü muhteşemdi. Özellikle kahramanımız Tıknaz'ın, yaşadıkları deneyimin ardında sakladıklarını kavramasında o denli sihirli bir dokunuş sağladı ki...Cerrah Hugh de Singleton'ın günlüklerindeki dini o saf haliyle yaşama uyarlama şeklinin yazım sanatıyla ifadesi ne denli güzel duygular uyandırdıysa bu romanda da aynı keyfi aldım. Bitişteki kendini irdeleyen metnin içeriği de her gencin hayat felsefesi edinmesi gereken türdendi diye düşünüyorum. Tavsiye ediyorum.

Berk Cantutan 
19 Eyl 2015, Kitabı okudu, 23 günde, Beğendi, 10/10 puan

Aslında bu kitap benim okul tarafından verilen yaz ödevimdi.Pek hevesle başlamamıştım hatta başlarda yarıda bırakmayı düşünüyordum. Fakat ilerledikçe kitap daha da güzelleşti ve bana çok şey kattı. Bir insanın hayatının birden nasıl değiştiğini anlayacaksınız.

Kübra çil 
15 Kas 13:14, Kitabı okudu, 3 günde, 8/10 puan

Akıcılığı olan bir kitap. Yazarımızı baş karakteri öldürdüğü için katil olarak adlandırdıkları eser. Okumazsanız pişman olacağınızı belirtmeden edemeyeceğim. Özellikle Alaska'nın bir konuyu kınadığı kısım harika. Yazara sonsuz teşekkürler ediyorum.

ebru tepe 
22 Nis 2015, Kitabı okudu, 4/10 puan

Vasat bir kitap.Olağan Amerikalı bir grup liseli genç hikayesi. Yarım bırakma isteğiyle dolup taştım okurken ama ıkına sıkıla bitiridim neyseki. Bana pek bir şey hissetmedi açıkçası.

irem 
 20 Ağu 21:15, Kitabı okudu, 8 günde, Beğendi, 10/10 puan

Geçen yıl sınavlar, sözlüler ya da işte ne bileyim projelerin falan olduğu dopdolu bir haftada okuyup bitirmeyi başarabildiğim bu kitap, ne muhteşem bir kitaptır ya hu! John Green için zaten fazla eleştiriye gerek duymuyorum, adam oldukça hatta daha da fazlasıyla iyi ve başarılı bir yazar; bu ortada. Yazdıklarından okuduğum ilk kitap tahmin edersiniz Aynı Yıldızın Altında olmuştu, o da güzeldi -daha sonra upuzun bir inceleme yazacak.- ama ben neden bilmiyorum bu kitabı çok sevdim. Aşkı, arkadaşlığı, belki umudu, heyecanı, ilkleri, sonları, birtakım hayatları ve ölümleri anlatmayı başarmış ve bunu yaparken aynı anda yalnızca bir sayfada bile sıkmamayı da başarmış çok mükemmel bir eser.
Çok yoğun bir tempoda olduğunuz sırada ara ara göz gezdirerek bile okuyabileceğiniz okurken de; kayif alacağınız, eğleneceğiniz ve bu yoğun tempoda motive olacağınız bir kitap.
Ve unutmadan, eklemem gereken küçük bir şey;
Bu kitabı okuduktan sonra kendini, "Acaba benim ölmeden önceki son sözlerim ne olacak?" diye düşünmekten alamıyor insan.

Ben john green'in aynı yıldızın altında dışında hiçbir kitabını beğenmedim.Bence yazar kitabın sonunu bitirme konusunda biraz daha çalışmalı.Belki de ilk aynı yıldızın altındayı okuyunca beklenti büyük olmuştur ve beklentimi karşılamayınca beğenmemişimdir.

Ali Ünal 
30 Mar 10:59, Kitabı okudu, 7/10 puan

Büyük Belki'nin peşinden gitmek isteyenlere, labirentte tıkılı kalanlara.

Hafif gençlik romanı tadında, hafif romantik, yumuşak, yormayan, büyük beklenti içine girilmediğinde tatmin edici bir roman.

Berfun Berçin 
02 Kas 18:02, Kitabı okudu, 12 günde, Beğendi, 10/10 puan

Kitap içeriği hakkında bilgi içerir.Yazarın okuduğum üçüncü kitabı.Sadece "Kağıttan Kentler" kitabını beğenmedim."Aynı Yıldızların Altında" kitabından daha güzeldi,bence.Geleyim içeriğine;
Halter yatılı okulda okumaya gider ve kötü bir alışkanlığı yoktur.Oda arkadaşının aracılığıyla Alaska ile tanışır.Halter,Alaska'ya aşık olur Ve sevgili olurlar.Alaska güzel bir kız Ve ruhsal açıdan garip bir kız.Halter,Alaska'ya ayak uydurmaya çalışır.Alaskanın kötü alışkanlıkları vardır ve disiplin cezaları alır.Halter'inde bulunduğu arkadaş grubu labirentten nasıl kurtulacağını düşünürler.En kötü gün oyunu oynarlar.En kötü oyunda kazanan alkol almaz ama kaybedenler alkol alırlar.Alaska annesinin çocukken kaybeder ve bını pişmanlığı ile yaşar.Çünkü kendisinin sebep olduğunu düşünür.Alaskanın ölümü ile Alaska labirentten kurtulur.
Aslında kitabı ikiye ayırabiliriz.Alaskanın ölümünden önce ve Alaskanın ölümünden sonra diye.Keyifli okumalar.

2 /

Kitaptan 32 Alıntı

selin selinn 
22 Oca 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

''Bir şeyin parçalanmamasını dilemeyi bıraktığınızda parçalandıklarında acı çekmeyi de bırakırsınız.''

Alaska'nın Peşinde, John GreenAlaska'nın Peşinde, John Green
ebru tepe 
02 Nis 2015, Kitabı okudu, İnceledi, 4/10 puan

Ve derslerimde çoğunlukla ben konuşacağım, siz de çoğunlukla dinleyeceksiniz. Çünkü zeki olabilirsiniz ama ben daha uzun zamandır zekiyim.

Alaska'nın Peşinde, John GreenAlaska'nın Peşinde, John Green
FatmaSu Moral 
26 Şub 19:01, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

"Tıknaz, benim hakkımda anlaman gereken şey şu ki ben derinlemesine mutsuz bir insanım."

Alaska'nın Peşinde, John Green (Sayfa 180 - Pegasus Yayınları)Alaska'nın Peşinde, John Green (Sayfa 180 - Pegasus Yayınları)
selin selinn 
22 Oca 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Tanrım, oturup ne yapacaklarını anlatan o insanlardan olmayacağım, sadece yapacağım. Bütün hayatını labirentte mahsur kalıp bir gün oradan nasıl çıkacağını, bunun ne kadar müthiş olacağını düşünerek geçirirsin ve geleceği hayal etmek devam etmeni ama bunu hiç yapmamanı sağlar. Geleceği yalnızca o andan kaçmak için kullanırsın.

Alaska'nın Peşinde, John GreenAlaska'nın Peşinde, John Green
FatmaSu Moral 
26 Şub 19:03, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Kartal başını öne eğdi ve alt dudağını ısırdı."Dün gece, Alaska Young korkunç bir kaza geçirdi." Artık gözyaşları daha hızlı akıyordu. "Ve öldü. ALASKA öldü."

Alaska'nın Peşinde, John Green (Sayfa 197 - PEGASUS YAYINLARI)Alaska'nın Peşinde, John Green (Sayfa 197 - PEGASUS YAYINLARI)
Buket 
04 Eyl 20:26, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Yetişkinler yüzlerinde o alaycı, aptal gülümsemeleriyle "Gençler yenilmez olduklarını sanıyorlar" derken, ne kadar haklı olduklarını bilmiyorlar. Umutsuz olmamıza gerek yok çünkü hiçbir zaman tamir edilemeyecek kadar bozulmayız. Yenilmez olduğumuzu düşünüyoruz çünkü öyleyiz.

Alaska'nın Peşinde, John GreenAlaska'nın Peşinde, John Green
zeynep 
13 Eki 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Bazen çarpışmayı kaybedersin. Ama haylazlık her zaman savaşı kazanır.

Alaska'nın Peşinde, John GreenAlaska'nın Peşinde, John Green
Berfin Demir 
02 Kas 2014, Kitabı okudu, 9/10 puan

Ölümün kocaman, karanlık bir boşluk olduğu fikrine, sevdiklerinin artık var olmadığı düşüncesine katlanamıyorlar ve kendilerinin var olmayacağını hayal bile edemiyorlardı. Sonunda, insanların ölümden sonraki yaşama inandıklarına çünkü inanmamaya katlanamadıklarına karar verdim.

Alaska'nın Peşinde, John Green (Sayfa 150)Alaska'nın Peşinde, John Green (Sayfa 150)
4 /