Allah'ın Ahlakiliği Sorunu Ehl-i Sünnet'in Allah Tasavvuruna Ahlaki Açıdan Eleştirel Bir Yaklaşım

9,5/10  (2 Oy) · 
6 okunma  · 
1 beğeni  · 
582 gösterim
İslam kelamında kaza-kader, husn-kubh, halku'lef'al, ta'dil-tecvir ve salah-aslah üst başlıklarıyla tartışılan konu, muhteva itibariyle hep Allah'ın ahlakî zatiyeti olmuştur. Bu tartışma başından beri iki ana damara ayrılır: Birincisi, 'tevhid'i esas alan ve Allah'ı 'güç' ile özdeşleştiren ve O'nu bu yolla tenzih eden ve hep onun haklarını savunan Eş'arilik'te, diğeri, 'adalet'i esas alan ve Allah'ı mutlak iyilikle özdeşleştiren ve O'nu ahlâk ile 'tenzih' etmeye çalışan ve hukukullahı koruduğu gibi insanın da haklarını korumaya çalışan Mu'tezîle'de tecessüm eder.

Bizim Allah tasavvurumuz bizin dünyamızda uzun süreden beri kimin zengin, kimin fakir olacağını, fiyatları, kazaları, felaketleri vakitsiz ölümleri... vs. "ilahi kader" adı altında meşrulaştırmaktan başka neye yarıyor? İnsan özgürlüğünün bu en büyük rakibini, bu yanlış imajı öldürmenin zamanı gelmedi mi? Diğer türlü, Kur'an'daki 'Adaletin Allah'ı nasıl geri gelebilir?
  • Baskı Tarihi:
    2007
  • Sayfa Sayısı:
    160
  • ISBN:
    9789758190058
  • Yayınevi:
    Ankara Okulu Yayınları
  • Kitabın Türü:
şeyma özaslan 
29 Mar 2015, Kitabı okudu, 9/10 puan

İlhami Güler bu eserinde okuyucuya doğru bir kader anlayışı kazandırmayı amaç edinmiştir. Eş'ari, Maturidi ve Mutezili olarak ayrılan 3 itikadi mezhebi kıyas etmiş, okuyucuya da sorular yönelterek olaya dahil etmiştir. Somut örneklerle tefekkür kapılarını da aralamıştır. Doğru bir Allah algısı için, Kader inancının içeriğinin ne kadar önemli olduğunu göreceğiniz bir kitaptır. Kaderciliğin arkasına sığınan ihmalkarlığın ve cehaletin sonuna kadar karşısında ama kaderi inkar etmeyen, onu aktif bir süreç olarak gören bir kitaptır.

Kitaptan 3 Alıntı

Allahın insan iradesine müdahalesi direkt olabileceği gibi (..bilin ki Allah insanla kalplerinin meyilleri arasına müdahale etmektedir. 8/24 ) dolaylı da olur. Fakat, Kuranın genelinde Allahın davranış tarzından çıkarılabilecek sonuç, bu müdahalelerin -insanın lehine veya aleyhine olsun- mutlaka insanın ön iradi/ahlaki bir yönelimi şartına bağlı olduğu; rastgele değil, evrensel ve ahlaki bir kurala bağlı olarak gerçekleştiğidir.
"Kim (yoksullara mal) verir, (ahlaksızlıktan) korunur ve güzel sözü doğrularsa, biz ona (yaşamı ve doğruyu bulmayı) kolaylaştırırız. -92/5,7-
Kim Allahtan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu yaratır ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. -65/2,3-"
Kuranda Allahın sık sık iyilik edenler (29/65), sabredenler (2/153), salihler (5/84), muttakiler (9/123) vs. ile "beraber" olduğunu vurgulaması bahsettiğimiz bu ilişkiyi ifade eder.

Allah'ın Ahlakiliği Sorunu, İlhami GülerAllah'ın Ahlakiliği Sorunu, İlhami Güler

Takvanın en önemli ve temel işlevi insana doğru bir şekilde kendini inceleme ve doğruyu yanlıştan ayırdedebilme kabiliyet ve gücünü vermesidir. Bir şahıs bu şekilde kendi kendisinin röntgenini çekmek (self x-raying) kudretine erişebildiği ölçüde hatadan/günahtan ve onun "ben"i tahrib eden (self destructive ) neticelerinden "korunma" imkanına kavuşur. Fakat, şu da ifade edilmelidir ki, takva kavramıyla ima edilen bu "kendini inceleme (nefis muhasebesi) " hiçbir zaman kendini herşeyden masum görme anlamına gelmez. Tam aksine; takvanın anlamının ayrılmaz bir unsuru şudur: Bir insan davranışlarını düzenlemek için kendini mümkün olduğu kadar nesnel şekilde nefis muhasebesine çekse de, hiçbir zaman doğruyu seçtiği hususunda garanti yoktur. Eğer bu nefis muhasebesi tek başına yeterli olsaydı, hümanizm mükemmelen işler ve böylece "aşkın"a ihtiyaç kalmazdı. Fakat, insanların vicdanlarının ne kadar subjektif olabildiğini biliyoruz. İşte takva bizzat bu aşkınlığa işaret eder; zira onun ima ettiği şey, her ne kadar seçim bizim, çaba/fiil de bizimse de; bizim yapıp etmelerimiz hakkındaki nihai ve gerçekten nesnel değerlendirme bizim değil "Allah'ın yetkisindedir ". Kurana göre insanın en büyük düşmanı, yani en büyük şeytan, onun kendi kendini kandırması ya da kendi nefsini aldatmasıdır (self deception). Heva (çoğulu ahva:insanda derinden kökleşmiş ve teşhisi zor arzular) ve umniye (çoğulu emanin: insanın emniyet içinde olduğu vehmi/kuruntusu) terimleri Kuranda son derece sıklıkla geçer. Muhtelif defalar, Peygambere dahi, vahyin onun arzularını hesaba katamayacağı söylenmektedir.

Allah'ın Ahlakiliği Sorunu, İlhami GülerAllah'ın Ahlakiliği Sorunu, İlhami Güler