Diyaloglar

6,0/10  (1 Oy) · 
1 okunma  · 
0 beğeni  · 
376 gösterim
İnsan düşünme yetisini kazandığı günden beri, kimi düşünceleri taşımak ve dile getirmek risk haline geldi. Bu riski göze almak, doğal olarak bir kahramanlığı gerekli kıldı. Yeni ve farklı düşünceler için yapılan kahramanlığın bedeli ise, hep ağır oldu. Dönemine göre boğazlanmanın biçimi değişegeldi; boğulmak, asılmak, derisi yüzülmek, kurşuna dizilmek, başı vurulmak, linç edilmek, yakılmak...

Ateşli düşüncelere sahip olmak, ateşle oynamaktır. Yüzyıllardır kanıtlanageldi ki, dünyanın dün olduğu gibi bugün de, yarın da ateşle oynayanlara ihtiyacı var. Mitolojideki Prometheus, İbraniler'in Mot'u, Amazon'un yeşil cehenneminin Milomaki'si, Urfa Balıklı Gölü'nün Hz. İbrahim'i... Her toplum ateşle ilişkili mitolojik bir kahraman, bir simge yarattı. Bir ateş hırsızı varsaydı; Prometheus, Koyot, Tavşan, Yalı Çapkını... Yazılı tarih, yüzyıllar boyunca düşüncelerinden dolayı boğazlananların belgeli öyküleriyle dolu. Avrupa'da Bruno, Jeanne d'Arc, Vanini, Doğu Avrupa'da Michel Servet, Rusya'da Avvakum, Ortadoğu'da Hallac-ı Mansur ve Türkiye'de 37'ler.

Bruno'nun hayatı ve mücadelesi, Eski Yunan ve Roma'dan Anadolu'ya, Hindistan'dan Arap Yarımadası'na, İspanya'dan Kuzey Amerika kıyılarına, Almanya'dan Sivas'a kadar düşüncelerinden dolayı yakılmışların, insanlığa nasıl meşale olduklarını gözler önüne seriyor. Yakanlar ise, sadece lanetlenmek için hatırlanıyor.
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2010
  • Sayfa Sayısı:
    192
  • ISBN:
    9789757354499
  • Çeviri:
    Sedat Umran
  • Yayınevi:
    Berfin Yayınları
  • Kitabın Türü:
Gamze Züleyha Üredi 
30 Kas 15:56, Kitabı okudu, 4 günde, 6/10 puan

Cemal Süreya edasıyla, "Ben böyle kötü çevrilmiş bir kitap daha görmedim ömrümde!" diyecek raddeye geldim, bu kitabın bitmesiyle birlikte. Üzerine şiirler yazılabilecek kadar kötüydü demek istiyorum, okurken parçalandım; bir şeyler anlatıyordu, anlamaya çalışıyordum, ama bir süre sonra cümleleri güzel bir Türkçeye çevirip okumaya çalışmaktan delice yoruldum ve sonra öylece, olduğu gibi okumayı denedim. Sonuç: fiyasko... Giordano Bruno gibi Rönesans için önemli, fikirlerini, geçiş aşamalarını ciddi anlamda merak ettiğim bir insanın yazdıklarından hiçbir şey anlayamama yol açan çevirmene teşekkür mü etmeliyim şimdi, bilemiyorum.

Tekrar okumak istiyorum, daha detaylı okumak istiyorum ama sanırım bu kitabı bir daha elime alamayacağım. Ve ne yazık ki, kesinlikle hiç kimseye tavsiye etmiyorum.

Kitaptan 6 Alıntı

"Keyfiyet ne olursa olsun, ben birinin ya da öbürünün hırsını eleştiriyorum ve iddia ediyorum ki, o, bütün kötülüğün, bütün acının, bütün eksikliğin, bütün mahvoluşun, bütün çöküntünün sebebidir."

Diyaloglar, Giordano Bruno (Sayfa 129)Diyaloglar, Giordano Bruno (Sayfa 129)

İsterse kör gaflet, çağın çaresizliğiyle
Bayağı öfke, yüreğin katılığıyla
Kötü niyet, kirli kıskançlıkla birleşsin:

Yine de başaramazlar...

Diyaloglar, Giordano Bruno (Sayfa 48)Diyaloglar, Giordano Bruno (Sayfa 48)

"Non entia, sed entium."

("Onlar var olanlar değildir, tersine, var olandadırlar.")

Diyaloglar, Giordano Bruno (Sayfa 92)Diyaloglar, Giordano Bruno (Sayfa 92)

"Ben biliyorum ki siz bunu gerçek kanaatinizi güçlendirmekten çok, daha çok belagatte alıştırmada bulunmak ve kelime zenginliğinizi göstermek için söylüyorsunuz. Çünkü siz de, hümanist efendilerim, ki kendinizi güzel bilimlerin profesörleri diye adlandırmaktasınız, kendinizi boş, ama tumturaklı laflarla dolu hisseder hissetmez, ki onları kendinize saklayamazsınız, böyle zavallı kadınlar üzerinde deşarj olursunuz. Tıpkı sizin gibi, herhangi bir kızgınlık sizi sıkıntıya sokarsa, böyle içte kalan öfkenizi öğrencileriniz arasında ilk karşınıza çıkan elebaşında doludizgin salıverirsiniz..."

Diyaloglar, Giordano Bruno (Sayfa 127)Diyaloglar, Giordano Bruno (Sayfa 127)

En büyük zehirlerde en iyi ilaçlar saklıdır. Birbirine aykırı olan objelerde bir kuvve, yeti içkin değil midir? Peki, ne dersiniz, bu nereden kaynaklanır? Varlığın ilkesi Bir'den, her iki objenin kavranmasının ilkesinin bir olması gibi, bundan kaynaklanmıyor mu? Ve onların bir ve aynı meleke tarafından algılanmaları gibi objeler bir ve aynı dayanağın içinde değil midirler? Ben küre şeklinde olanın düzlem üzerinde durduğunu bir yana bırakıyorum ve içbükeyin dışbükeyde yuvalandığını dikkatin dışında tutuyorum, öfkeli olanın en çok hoşlanarak sabırlı olanın yanında yaşadığına, kibirli olanın kibirsiz olanın yanında bulunduğuna ve cimrinin müsrifle ahbaplık ettiğine işaret etmeyi gereksiz görüyorum. Özetle doğanın en büyük gizlerini bilmek isteyen kimse, zıtların ve çelişkilerin asgari ve azami olanlarını araştırmalı ve gözlemlemelidir.

Diyaloglar, Giordano Bruno (Sayfa 164)Diyaloglar, Giordano Bruno (Sayfa 164)